ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın son açıklamaları, Washington’ın Orta Doğu politikası içinde dikkat çekici bir tartışmayı beraberinde getirdi. Barrack, İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıyı “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirirken, İsrail’in operasyon öncesinde ABD’yi yeterince bilgilendirmediğini söyledi. Ayrıca Golan Tepeleri konusunda İsrail’in bölgeyi işgal altında tuttuğunu ifade etti. Bu sözler, Başkan Donald Trump’ın 2019’da İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanıyan kararıyla çelişiyor. Ancak Barrack’ın Trump’la doğrudan ters düştüğünü gösteren resmî bir açıklama bulunmuyor.
Barrack’ın açıklamaları neden gündem oldu?
Tom Barrack, son günlerde Suriye ve İsrail arasındaki gerilim konusunda Washington’ın alışılmış diplomatik dilinden daha eleştirel açıklamalar yaptı. Özellikle İsrail’in Suriye’nin İdlib bölgesindeki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısının ardından yaptığı değerlendirmeler, ABD’nin bölgedeki müttefiklerinden İsrail’e karşı nasıl bir tutum aldığı tartışmasını yeniden gündeme getirdi.
Barrack, saldırının bölgesel istikrara katkı sağlamadığını ve gereksiz bir tırmanmaya yol açtığını söyledi. Ayrıca İsrail’in operasyon öncesinde ABD’ye yeterli uyarıda bulunmadığını savundu. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ise bu iddiaya karşı çıkarak ABD makamlarıyla istihbarat paylaşımı yapıldığını ve gerekli uyarıların iletildiğini açıkladı.
Bu nedenle tartışmanın bir bölümü, Barrack ile İsrail yönetimi arasındaki görüş ayrılığı üzerinden ilerliyor. Ancak açıklamaların Trump yönetiminin tamamıyla tersine çevrilmiş bir politika anlamına geldiğini söylemek için yeterli resmî veri bulunmuyor.
Golan Tepeleri açıklaması daha büyük tartışma yarattı
Barrack’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici başlıklardan biri Golan Tepeleri oldu. ABD’li diplomat, İsrail’in Golan Tepeleri’ni işgal altında tuttuğunu ifade etti ve bölgenin statüsüne ilişkin Birleşmiş Milletler kararlarına atıfta bulundu.
Bu açıklama, Trump yönetiminin önceki politikasıyla açık bir farklılık oluşturuyor. Donald Trump, ilk başkanlık döneminde 2019 yılında İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanıyan bir bildiriye imza atmıştı. Dolayısıyla Barrack’ın kullandığı ifadeler, mevcut ABD yönetiminin daha önceki resmî tutumuyla uyumsuz görünüyor.
Ancak burada önemli olan nokta, Barrack’ın bu açıklamalarının Trump tarafından geri çekildiğine veya kendisine yönelik resmî bir yaptırım uygulandığına ilişkin bir bilgi bulunmaması. Bu nedenle mevcut tabloyu “Trump-Barrack çatışması kesinleşti” şeklinde yorumlamak yerine, yönetim içinde dikkat çeken bir politika söylemi farklılığı olarak değerlendirmek daha doğru.
Suriye saldırısında ABD ile İsrail karşı karşıya geldi
18 Ağustos’taki saldırının ardından Washington ile Tel Aviv arasında da açıklama farklılıkları ortaya çıktı. İsrail, Suriye’deki üssün Türkiye’nin askeri varlığını artırmak amacıyla kullanılabileceği yönündeki güvenlik endişelerini gerekçe gösterdi.
Barrack ise İsrail’in operasyonuyla ilgili olarak ABD’nin önceden yeterince bilgilendirilmediğini belirtti. Associated Press’in aktardığına göre İsrail tarafı ise ABD ile istihbarat paylaşımı yapıldığını ve uyarıların iletildiğini savundu. Saldırıda hava üssünün bazı bölümleri zarar gördü ancak can kaybı bildirilmedi.
ABD yönetimi açısından sorun yalnızca saldırının kendisi değil. Washington, Türkiye, İsrail ve Suriye arasında doğrudan bir çatışmaya dönüşebilecek yanlış hesaplamaların önüne geçmek için yeni bir iletişim mekanizması oluşturulması üzerinde çalışıyor. Barrack da üç ülke arasında çatışmayı önleyici bir iletişim kanalının önemini vurguladı.
Trump, Barrack’a neden önemli görevler verdi?
Tom Barrack, Trump’a uzun yıllardır yakınlığıyla bilinen bir isim. Trump yönetimi 2026 yılının mayıs ayında Barrack’ın Türkiye Büyükelçiliği görevinin yanında Suriye ve Irak özel başkanlık temsilciliği görevlerini de sürdüreceğini açıkladı.
Trump, bu atamayı duyururken Barrack’ın görevini ABD Dışişleri Bakanlığının tam desteğiyle yürüteceğini belirtmişti. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Barrack’ın Suriye konusunda merkezi bir diplomatik rol üstlenmeye devam edeceğini ve Irak dosyasında da önemli bir isim olacağını ifade etmişti.
Bu geçmiş, Barrack’ın son açıklamalarını daha önemli hale getiriyor. Çünkü söz konusu açıklamalar, Trump yönetimi adına bölgesel diplomasi yürüten bir isimden geliyor.
Barrack ile Trump gerçekten ters düştü mü?
Mevcut bilgiler, Barrack’ın bazı açıklamalarının Trump yönetiminin daha önceki resmî politikasıyla örtüşmediğini gösteriyor. Özellikle Golan Tepeleri konusundaki ifadeler bu açıdan açık bir örnek.
Bununla birlikte Barrack’ın görevden alındığı, Trump tarafından açıkça uyarıldığı veya Başkan ile kişisel bir anlaşmazlık yaşadığına ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor. Dolayısıyla “Trump ile ters düştü” ifadesi şu aşamada kesinleşmiş bir siyasi çatışma olarak sunulmamalı.
Daha dikkat çekici olan, Barrack’ın Suriye dosyasında ABD’nin temel hedeflerinden birinin bölgesel aktörler arasında doğrudan çatışmayı önlemek olduğunu savunması. İsrail’in Suriye’ye yönelik son operasyonunun ardından yaptığı açıklamalar da bu yaklaşımın bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Washington’ın önünde zor bir diplomasi var
Suriye’deki gelişmeler, ABD açısından aynı anda Türkiye, İsrail ve Şam yönetimiyle ilişkilerin yönetilmesini gerektiriyor. Türkiye’nin Suriye’deki yeni yönetimle yakın ilişkileri, İsrail’in Ankara’nın askeri etkisine yönelik kaygıları ve Şam’ın İsrail’le güvenlik görüşmelerini sürdürme çabası bölgedeki denklemi karmaşıklaştırıyor.
Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Washington, İsrail, Türkiye ve Suriye arasında yanlış anlaşılmaların çatışmaya dönüşmesini önleyecek bir mekanizma oluşturulması için çalışıyor. Bu çerçevede Barrack’ın görevi, taraflar arasındaki iletişimi sürdürmek açısından önem taşıyor.
Son gelişmeler, Barrack’ın İsrail hükümetinin bazı adımlarına Trump yönetiminin önceki politikalarından daha farklı bir tonda yaklaştığını gösteriyor. Ancak bu durumun Trump ile açık bir siyasi kopuşa dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda şu an için doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.
