Bu Da Bi ART, 2025’te “Geleceğe Mikrofon” ile başlayan üretim serüvenini bugün farklı alanlara yayılan bir kültür-sanat medya kuruluşuna dönüştürmeye çalışıyor.
14 Temmuz 2025’te YouTube’a yüklenen “Tiyatrocu | Geleceğe Mikrofon #1: Sevgi Özkan”, bugün Bu Da Bi ART olarak adlandırılan oluşumun kamuya açık ilk üretimi oldu. Projenin arkasında Yusuf Özbakır ve Hasan Varvil bulunuyordu. Ancak bu hikâyenin başlangıcı, ilk videonun yayınlandığı tarihten daha geriye gidiyordu.
Özbakır’ın kültür-sanat alanında üretim yapma fikri, lise yıllarından itibaren taşıdığı yazma merakıyla şekillenmeye başladı. 2022’de arkadaşı Yasin Yılmaz ile birlikte “Archive of System: Geek” adlı blogda popüler kültür üzerine yazılar yazan Özbakır, ilerleyen yıllarda yazarlık ve görsel üretim alanlarına yöneldi. 2024’te Turgutlu’daki Bilge Oyuncular tiyatro topluluğu ile tanışması ise bu sürecin önemli dönüm noktalarından biri oldu.
Özbakır’ın burada tanıştığı isimlerden biri, daha sonra kendisinin mentoru olarak gördüğü tiyatrocu Alper Erkoca‘ydı. Özbakır’ın ifadesiyle Bilge Oyuncular, sanat dünyasına ve sanat üretimine bakışını büyük ölçüde değiştirdi. Hasan Varvil ile de burada tanışan Özbakır’ın belgesel çekme ve ilerleyen dönemde bir dergi kurma fikri, tiyatro sırasında yeniden şekillendi.
Bu fikrin ilk somut ürünlerinden biri Geleceğe Mikrofon oldu.

Başarıya Ulaşmış Olanları Değil, Adım Atmışları Dinlemek
Ege Üniversitesi – Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi Hasan Varvil’in bir ders projesi için; podcast, röportaj veya radyo kaydı gibi seçeneklerden birini hazırlaması gerekiyordu. Varvil ve Özbakır, tiyatrodan arkadaşları Sevgi Özkan‘ın konuk olduğu bir video röportaj hazırlamaya karar verdi.
Ancak ortada bir sorun vardı: Geleneksel röportaj formatlarında genellikle başarıya ulaşmış isimler konuk ediliyordu. Sevgi Özkan ise henüz kariyerinin başındaydı.
Bu noktada ikili, programın temel fikrini değiştirdi. Geleceğe Mikrofon, başarıya ulaşmış insanların hikâyelerini anlatmak yerine, henüz yolun başında olan ve hayalleri için adım atmış kişilere söz vermeyi amaçladı.
Özbakır bu amacı şöyle açıklıyor:
“Benim Geleceğe Mikrofon’da amaçladığım şey; çoğu röportaj programının aksine, hayallerini gerçekleştirme yolunda küçük de olsa bir adım atmış gençlerin kamera karşısında söz sahibi olmasına olanak vererek, yer yer küçüklerine ve akranlarına, bazen de büyüklerine ilham olabilmeleri.”
İlk bölümlerde Özbakır ve Varvil, konukların evlerine veya onların seçtiği mekanlara giderek çekim yaptı. Ekipmanın sınırlı olduğu dönemde cep telefonları ve tek bir tripod kullanılıyordu.
Program dokuzuncu bölüme kadar bu yöntemle devam etti. Sonrasında çekimler, Alper Erkoca’nın açtığı bir kapı ile Bilge Oyuncular’ın tiyatro sahnesine taşındı.
Konuklar da zaman içinde genişledi. İlk dönemde arkadaş çevresinden seçilen isimlerin ardından arkadaşların arkadaşları programa dahil oldu. Melisa Umul‘un ekibe katılması ise oluşumun çevresinin genişlemeye başladığı dönüm noktalarından biri oldu.
Bugün Geleceğe Mikrofonun konukları arasında sanatçılar, içerik üreticileri ve farklı alanlarda üretim yapan gençler bulunuyor. Serinin Melisa Umul’un konuk olduğu bölümü ise kuruluşun bugüne kadarki en yüksek performans gösteren içeriklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Model | Geleceğe Mikrofon #17 | Melisa Umul
Bir YouTube Kanalından Daha Fazlası
Geleceğe Mikrofon tek başına kalmadı. Özbakır’ın kısa film üretme isteğiyle Acele ve Dolus filmleri ortaya çıktı. Üniversite projesi olarak hazırlanan Acele yayınlanamazken, sıfır bütçeyle çekilen Dolus festivallere gönderildi ancak herhangi bir sonuç alınamadı.

Buna rağmen Özbakır için sonuçtan çok üretimin kendisi önemliydi. Ona göre bir işi yapmadan, o işi gerçekleştirme kapasitesine sahip olup olmadığını anlamanın bir yolu yoktu.
2026’nın başlarında Dolus için üretilen müziklerin de ayrı bir kanalda paylaşılmasıyla farklı üretimleri tek bir çatı altında toplama fikri gündeme geldi. Bu noktada “Bu Da Bi ART” ismi ortaya çıktı.
Oluşum kendisini bugün kültür ve sanat odaklı bir medya kuruluşu olarak tanımlıyor.
İsim, “Bu Da Bi” ifadesinin farklı alanların sonuna eklenebilmesi fikrinden hareketle oluşturuldu. İlk olarak Bu Da Bi Grafi ismi kullanıldı. Özbakır’a göre bu isim seçilirken görsel içerik üretimi için akla ilk gelen örneklerden ayrı olarak, çocukluğunu hatırlatan “Grafi2000” isimli prodüksiyon kuruluşu isim seçiminde büyük rol oynadı. Ne kadar farklı alanlarda farklı kitlelere ulaşmayı hedefleyen iki farklı vizyon olsa da, “Grafi” terimi bu iş için ideal bir seçimdi. Ardından Bu Da Bi Müzik ve Bu Da Bi Radyo gibi isimler kullanıldı. “ART” ise hem kulağa uygun bulunması hem de Özbakır’ın sanat ve Latince diline olan kişisel ilgisi nedeniyle tercih edildi.
Kuruluşun sloganı da bu yaklaşımı yansıtıyor: “İlham Alın, Sanatla Kalın. Omnia Pro Arte!”
Latince “Her şey sanat için!” anlamında kullanılan Omnia Pro Arte, aynı zamanda Özbakır’ın kişisel mottosu ve Bu Da Bi ART’ın marka sloganı haline geldi.

Üretim Arttıkça Ekip De Büyüdü
Başlangıçta iki kişiden oluşan ekip, zamanla farklı uzmanlık alanlarından insanların katılımıyla genişledi.
Yiğit Aybey, Özbakır’ın yakın arkadaşı olarak ilk dönemlerde ekipmana maddi destek sağladı ve aslında ekibin gizli öznesiydi. Melisa Umul, seslendirme ilanına ulaşarak ekibe dahil oldu. Selin Sever, Umul aracılığıyla oluşumla tanıştı. Pazarlama alanında eğitim alan Dilara Kaplan‘ın katılımıyla pazarlama tarafında da bir yapı oluşturuldu.
Hasan Varvil’in yurt arkadaşları Efe Umut Onat ve Efraim Alper Özdemir ise özellikle Çetin Mesele programıyla birlikte üretim sürecinin parçası oldu. Programın ikinci bölümündeki uyumlarının ardından ikili, serinin sürekli konukları haline geldi.
Bugün Bu Da Bi ART ekibi Yusuf Özbakır, Hasan Varvil, Yiğit Aybey, Melisa Umul, Dilara Kaplan, Selin Sever, Efe Umut Onat ve Efraim Alper Özdemir‘den oluşuyor.

Grafi, Radyo ve Geleceğin Projeleri
Bu Da Bi ART’ın görsel içerik tarafında Bu Da Bi Grafi çatısı altında Geleceğe Mikrofon, Dokümansal, Çetin Mesele ve dikey içerik formatındaki Konuğa Cahil bulunuyor. Yakın gelecekte yeni projelerin de hayata geçirilmesi planlanıyor.
Radyo tarafında ise film inceleme podcasti SüperVizör yayın hayatına devam ediyor. Alaturka gelecek projeler arasında yer alıyor.
Bu yapı, kuruluşun kendisini yalnızca bir YouTube kanalı olarak görmemesinin temel nedenlerinden biri. Farklı üretim alanlarını aynı çatı altında toplamak, Bu Da Bi ART’ın kurumsal hedeflerinden biri olarak görülüyor.
Özbakır, oluşumun farkını ise isimlerden çok fikirlere odaklanmaları olarak tanımlıyor:
“Farkımız vizyonumuz. Diğer kuruluşların aksine isim ve yüzlere değil, fikirlere bakıyoruz.
Eğer altında ezilmezsek, çarkı kırmak gibi bir gayemiz var.”
Kasaba’dan İzmir’e
Üretimin ilk döneminde çekimler büyük ölçüde namıdiğer Kasaba olan Turgutlu’da, tiyatro sahnesi veya konukların seçtiği mekanlarda gerçekleştirildi. Ancak şehir dışından insanlarla çalışmak zamanla zorlaşınca daha merkezi bir üretim alanına ihtiyaç duyuldu.
Bu süreçte İzmir Türk TV‘nin stüdyoları önemli bir rol oynadı. Özbakır’ın tiyatro aracılığıyla tanıştığı İzmir Türk TV yöneticileri Recep Çakılkaya ve Ahsen Çelik, oluşumun stüdyolarını kullanmasına imkân sağladı.
Özbakır, profesyonel televizyon stüdyolarında çalışmanın üretim sürecine yalnızca fiziksel bir mekan değil, aynı zamanda profesyonellik anlayışı da kattığını belirtiyor.
Özbakır 1 Nisan 2026’da İzmir Türk TV’de kamera arkasında çalışmaya başladı; burada editörlük ve reji koordinatörlüğü görevlerini üstlendi. Böylece kendi üretimlerini sürdürürken profesyonel yayıncılık ortamında da deneyim kazanmaya başladı.
“Üretmeyen ben, yok olurdum.”
Bu Da Bi ART, kuruluşundan yaklaşık yaklaşık 14 ay geçti.
Bu süre içerisinde 70 dikey içerik, 28 düzenli içerik, iki kanal fragmanı, bir kısa film(Dolus), ve fragmanı, ayrıca iki kamera arkası videosu üretildi. Dikey içeriklerin 15’i Konuğa Cahil formatında yayımlandı.
Bu Da Bi ART’ın bugünkü yapısında üretim yalnızca sayı üzerinden değerlendirilmiyor. Özbakır’a göre oluşumun büyüdüğünü görmek, başlı başına üretmeye devam etmek için yeterli motivasyonu sağlıyor.
Beş yıllık hedef ise daha kurumsal bir yapıya ulaşmak. Özbakır, Grafi adı altında bir prodüksiyon şirketinin kurulmasını, Bu Da Bi ART’ın kendi mekan ve stüdyolarına sahip olmasını ve podcast formatlarının sahneye taşınmasını hedefliyor. Daha uzun vadede ise sosyal medya üretimini sınırlayarak prodüksiyon tarafına yoğunlaşmayı planlıyor.
Özbakır’ın askerlik döneminde kurduğu “Düşünür” isimli dergi ve medya platformu hayali de tamamen ortadan kalkmış değil. Bu fikrin gelecekte Bu Da Bi ART’ın web yapılanması içerisinde yeniden yaşatılması planlanıyor.
Bu Da Bi ART’ın web sitesine bu linkten ulaşabilirsiniz: budabi.art
Bugün geriye baktığında Özbakır’ın anlattığı hikâye, kesin bir başarı sonucundan çok devam eden bir çabanın hikâyesi.
İki arkadaşın üretme isteği ile ortaya çıkan bir proje, yeteri kadar emek ile böyle bir kuruluşa dönüşebiliyor.
Özbakır’a göre:
“İnsanı insan yapan yegane şey diğer insanlardır. Toplum olmanın önemini anladığınız gün, dahil olacak bir topluluk ararsınız. Şayet bulamazsanız, o zaman o topluluğu sizin kurmanız gerekir. Öyle “Aile” falan gibi büyük laflar etmek istemiyorum, bunu bilmeniz lazım; evet ben her zaman sanatçılara ve sanatlarına özenen, örnek alan ve çoğuna hayranlıkla bakan bir insan oldum. Ancak Alper hocanın tiyatro sanatındaki vizyonu ve çabasını görmeseydim, o tiyatroya girip Hasan ile tanışmasaydım, bize bu işin en başından beri destek veren Yiğit’in inancını görmeseydim belki de hep aklımın bir köşesinde kalan bir hayal olarak kalacaktı.
Ben bugün bu işi severek yapıyorsam, en büyük sebebi çevremde bir şeyler için çabalayan insanları görmektendir.”

Belki de Bu Da Bi ART’ın kuruluşundan bugüne kadar geçirdiği süreci en iyi anlatan cümle de bu yüzden bir başarı iddiası değil, geleceğe dönük bir tavsiye:
“Hayal kurmanın kötü bir huyu vardır, çoğunlukla gerçekleşmemek gibi. O yüzden hayaller değil hedefler önemlidir.”
Tuna BÜYÜKŞAHİN
