Okulların açılmasıyla birlikte çocukların yalnızca akademik başarılarının değil, sosyal çevrelerinin ve psikolojik durumlarının da yakından takip edilmesi önem kazanıyor. Aile ve Bağımlılık Danışmanı Duygu Tor, İzmir Türk TV ve İzmir Siyaset TV den Pınar Yavaş’ın sorularını yanıtlarken ailelerin bağımlılık risklerine karşı dikkatli olması gerektiğini belirtti.

Okul döneminin çocuklar açısından yeni arkadaşlıkların, farklı sosyal çevrelerin, kabul görme isteğinin ve merakın yoğunlaştığı bir süreç olduğuna dikkat çeken Tor, ailelerin çocuklarının yalnızca ders başarısıyla ilgilenmemesi gerektiğini ifade etti.
“Bağımlılık bir anda başlamıyor”
Bağımlılığın çoğu zaman tek ve büyük bir adımla başlamadığını belirten Tor, çocukların bazen merak, arkadaş baskısı, kabul görme isteği ya da yaşadıkları duygusal sorunlar nedeniyle riskli davranışlara yönelebildiğini söyledi.
Tor, “Hiçbir genç ‘Ben bugün bağımlı olayım’ diye başlamıyor. Bazen ‘Bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesi, bazen arkadaş grubundan dışlanmama isteği, bazen de yalnızlık, kaygı veya öfke gibi duygular etkili olabiliyor” dedi.
Ani değişikliklere dikkat
Ailelerin çocuklarında meydana gelen ani ve kalıcı davranış değişikliklerini önemsemesi gerektiğini vurgulayan Tor; arkadaş çevresinin belirgin şekilde değişmesi, açıklanamayan para ihtiyacı, uyku düzenindeki bozulmalar, okul başarısında ani düşüş, sık yalan söyleme, aileden uzaklaşma, öfke patlamaları ve içine kapanma gibi davranışların gözlemlenmesi gerektiğini belirtti.
Ancak bu belirtilerin tek başına madde kullanımının kanıtı olmadığının da altını çizen Tor, ergenlik dönemi veya farklı psikososyal sorunların da benzer davranış değişikliklerine neden olabileceğini ifade etti.
Tor, ailelerin çocuklarını hemen suçlamak yerine değişimin nedenini anlamaya çalışması ve gerektiğinde profesyonel destek alması gerektiğini söyledi.
“Benim çocuğum yapmaz” demeyin
Ailelerin yaptığı en büyük hatalardan birinin “Benim çocuğum yapmaz” düşüncesi olduğunu belirten Tor, bağımlılık riskinin yalnızca belirli ailelerin veya çevrelerin sorunu olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Çocuğun başarılı olmasının veya sağlıklı bir aile ortamında yetişmesinin onu bütün risklerden uzak tutmayacağını belirten Tor, çocukları koruyan en önemli unsurlardan birinin sağlıklı aile iletişimi olduğunu vurguladı.
Telefon ve çanta kontrolü tek başına çözüm değil
Çocuğun telefonunun veya çantasının sürekli kontrol edilmesinin tek başına çözüm olmadığını belirten Tor, ailelerin öncelikle güven ilişkisi kurması gerektiğini söyledi.
Sürekli sorgulamanın ve gizli kontrollerin çocuğu daha fazla saklamaya yöneltebileceğine dikkat çeken Tor, ailelere şu mesajı verdi:
“Çocuğunuzun telefonunu kontrol etmeden önce aranızdaki iletişimi kontrol edin.”
Tor, çocukların yaşadıkları sorunları ailelerine anlatabilecekleri güvenli bir ortam oluşturulmasının önemine dikkat çekerek, “Çocuğunuz başına kötü bir şey geldiğinde ‘Annem öğrenirse mahvolurum’ mu düşünüyor, yoksa ‘Başıma bir şey gelirse önce ailemi ararım’ mı? Aradaki fark çok önemli” ifadelerini kullandı.
Bağımlılık yalnızca maddeden ibaret değil
Bağımlılık denildiğinde yalnızca uyuşturucu maddelerin düşünülmemesi gerektiğini belirten Tor, çocuk ve gençlerde nikotin ürünleri, alkol, dijital oyunlar ve sosyal medya kullanımında ortaya çıkabilecek kontrol kaybının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Tor, çocukların ekran kullanımını yalnızca sınırlandırmaya çalışmak yerine, aşırı ekran kullanımının altında yatan nedenlerin de anlaşılması gerektiğini belirterek, “Çocuğum gerçek hayattan neden bu kadar uzun süre ekrana kaçma ihtiyacı duyuyor?” sorusunun sorulması gerektiğini ifade etti.
“Bugün nasılsın?” diye sorun
Okulların açılmasıyla birlikte ailelere önemli bir çağrıda bulunan Duygu Tor, çocuklara yalnızca ders notlarının ve okul başarısının sorulmaması gerektiğini söyledi.
Tor, ailelerin çocuklarının arkadaş çevresini tanımasını, eve geldiklerinde yalnızca saatine değil, ruh haline de dikkat etmesini istedi.
Çocukların ailelerine güvenerek sorunlarını anlatabilmelerinin büyük önem taşıdığını belirten Tor, ailelerin çocuklarına “Başına ne gelirse gelsin bana anlatabilirsin. Önce seni dinlerim, sonra birlikte çözüm ararız” mesajını vermesi gerektiğini söyledi.
Tor, çocukları dünyadaki bütün risklerden uzak tutmanın mümkün olmadığını ancak onlara “hayır” demeyi, sınır koymayı ve gerektiğinde yardım istemeyi öğretmenin mümkün olduğunu belirterek sözlerini şu mesajla tamamladı:
“Bağımlılıkla mücadele çocuk bağımlı olduktan sonra değil, daha ilk teklifle karşılaşmadan önce başlamalıdır. Çocuğunuzun çantasındaki eksik kalemi hemen fark ediyorsunuz. Lütfen gözlerindeki değişimi de fark edin. Bazen zamanında sorulan ‘İyi misin?’ sorusu, bir çocuğun hayatının yönünü değiştirebilir.”
Röportaj: Pınar Yavaş
Konuk: Aile ve Bağımlılık Danışmanı Duygu Tor
