Kocaoğlu, “İzmir’e kimsenin kurşunu işlemez. Onu böyle bilsin. Bu böyle bir kenttir burası. Kendi göbeğini kendi kesebilen bir kent” dedi.
2004-2019 yılları arasında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Aziz Kocaoğlu, Meslek Fabrikası ve belediye mülkleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Kocaoğlu, İzmir’in tarihsel süreçte merkezi hükümetler tarafından cezalandırıldığını belirterek, “Bu ne ilk ne son olacak. İzmir, 1980’den beri merkezi hükümetler tarafından oy vermediği için cezalandırılan bir kenttir. Bu, günümüzde AKP iktidarı döneminde artarak devam etmiştir” dedi.
BELEDİYE MÜLKÜ VE ŞERHİN KALDIRILMASI
Kocaoğlu, Meslek Fabrikası’nın mülkiyetine dair “En sonunda burası belediyenin mülküdür. Yaklaşık 100 senedir İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tapulu mülküdür. Sonra burada bir ‘kâr payından kâr ederse belediye şuralara buralara verecek’ diye bir madde vardı. Bizim dönemimizde biz burayı Türkiye Elektrik Kurumu’ndan ve Seçim Kurulu’nun sandık deposu olmaktan alıp, burayı Meslek Fabrikası yapmaya ve restore etmeye karar verdiğimiz zaman oradaki şerhi de toptan ödeme yaparak o şerhi de kaldırdık. Ve burası yüzde 100 İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin malıdır” dedi.
MESLEK FABRİKASI VE EĞİTİM
Kocaoğlu, Meslek Fabrikası’nın işlevi ve katkılarıyla ilgili olarak, “Bizim dönemimizde burası restore edilerek Meslek Fabrikası yapılmıştır. Bu Meslek Fabrikası’nda sadece İzmir Büyükşehir Belediyesi yoktur. Halk Eğitim buradadır; Sanayi Odası, Ticaret Odası buradadır. Belli başlı sanayiciler buradadır. Belli başlı sanayicilerin meslek müdürleri, yetkilileri burada ders verirler. Çocuklarla sanayicileri buluşturup her türlü neye ihtiyaç varsa; komiye ihtiyaç varsa komi, garsona ihtiyaç varsa garson, aşçıya ihtiyaç varsa aşçı, rehbere ihtiyaç varsa turizmde rehber, tornacıya ihtiyaç varsa, kaynakçıya ihtiyaç varsa, frezeciye, boyacıya, badanacıya, duvar örecek adama ihtiyaç varsa… Nereden ne talep gelirse burada eğitimini yapıyoruz. Burada onların, o işlerin yapılabilmesi için her türlü makine, ekipman alındı, yerleştirildi. Hem pratik yapıyoruz hem teorik yapıyoruz ve memlekete, gençlerimize meslek edindirerek faydalı olmaya çalışıyoruz. Bizim eğitim sistemimizde lise ağırlıklı ama meslek liselerimizde, imam hatip liselerimizde, ticaret liselerimizde, diğer liselerimizin de düz liseden farkı yok. Çünkü staj yapılmıyor yahut yaptırılsa çok göstermelik yapılıyor; meslek sahibi olamıyor. Onu tamamlamak için burası kurulmuştur” diye konuştu.
“BELEDİYENİN MÜLKÜNE EL KOYMAK YANLIŞTIR”
Kocaoğlu, belediye mülklerine yapılan müdahaleleri eleştirerek, “Burada Meslek Fabrikası yapılmasının ne zararı var? Bakın, Türkiye Cumhuriyeti’nde özel şahısların mülklerinin dışındaki bütün gayrimenkuller, bütün şeyler devletindir. Devleti hükümet yönetir. Kamu İktisadi Devlet Teşekkülleri’ne tahsiste bulunmuş, belediyelere tahsiste bulunmuş, vakıflara tahsiste bulunmuş… Belediyeler, kullanmadıkları mülkleri eğer devlet kurumlarından bir talep gelirse meclis kararıyla onlara tahsis eder. Belediyenin malı vardır, devlet kurumlarına tahsis edilir. Bu ne mantıktır? Bu ne iştir? Benim aklım ermiyor. Şurada hepinizden yaşlıyım. Hepinizden çok iş yaptım, ömür gördüm, siyaset yaptım. Yani hayatımda yapmayıp da namusumuzun akıyla, alnımın akıyla çıkmadığım iş yoktur. Siyasette, insan ilişkilerinde, kentte adap vardır. Önce edepli olacaksın. Ve eleştirirsin. Biz de herkesi eleştiririz, haklı olduğumuz yerde gerekçelerimizi söyleyerek eleştirdik, eleştiririz. Siz de eleştirebilirsiniz. Karşı taraf da cevap verir. Ama bunun bir usulü vardır” dedi.
“397 YILLA YARGILANDIM”
Kocaoğlu, belediye başkanlığının amacını ve kendi deneyimini şöyle aktardı:
“Niye milletvekilliği yapıyorsun? İzmir’e katkıda bulunmak için. Hangi partiden olursan ol. Niye belediye başkanlığı yapıyorsun? İzmirli hemşerilerine hizmet etmek için yapıyorsun. Başka bir amacın olabilir mi? Ne yani hırsızlık yapmak için mi belediye başkanı oluyorsun? Biz yaptık, yüzümüzün akıyla çıktık. 397 yılla yargılandım. 6,5 sene sürdü dava. Yüzümüzün akıyla geldik, yüzümüzün akıyla gittik. İzmir’in dağında, taşında, sokağında, caddesinde tek başına özgürce, aynı sade vatandaş gibi gezebiliyorsam bunun bedeli var. Bunun bedeli ahlaklı olmaktır. Bunun bedeli kötülük yapmamaktır, kötülük düşünmemektir. İnsana insan nazarından, insan nazarından bakmaktır. İnsanı sevmektir, kentini sevmektir, ülkesini sevmektir, milletini sevmektir. Bunun için siyaset yapılır. Belediyenin malına el koymak için siyaset yapılmaz. Belediyenin hakkını gasp etmek için siyaset yapılmaz. Böyle bir şey olmaz. Bu yanlış bir iştir. Bu yanlış gidiş giderek artıyor. Bizde bir laf vardır: Keskin sirke küpüne zarar verir. Bu sirke artık giderek keskinleşmiştir. Bunun kimseye faydası yok. Önemli olan anılan insan olmak, iyilikle, güzellikle, yaptığı eserlerle anılan insan olmak. Siyasetçinin de amacının bu olması gerekir. Siyaset geçim kaynağı… geçim mesleği değildir. Siyaset hizmet mesleğidir, inanmışlık mesleğidir, özverili meslektir.”
Kocaoğlu, 2004’te belediye başkanı olduğunda mali durumunu, “2004 senesinde belediye başkanı olduğumda -bunu söylemek benim için ayıp ama- 2003 yılı vergisinde üçüncüydüm ben İzmir’de. İlk beşli de üçüncüydüm. Şimdi ilk binde yokum. Helal olsun İzmir’e! Bunu bilerek yaptım. Ha, çok mal mı sattım? Birkaç tane sattım ama çok da bir şey satmadım. Ama çalışamadım, üretemedim, kazanamadım, hizmet ettim. Helal olsun. Çok şükür kimseye muhtaç değiliz. Geçinip gidiyoruz. Bu da bizim hizmetimiz” diyerek anlattı.
“İZMİRLİLER YAPTI”
Tarihi hamam ve Gasilhane ile ilgili de Kocaoğlu, “Hamamda dört duvar yoktu. Biz restore ettik. Egemenlik Binası’nı, İzmir Belediyesi kurulduğu zaman yeri yok, binası yok belediyenin. İzmir’in ileri gelenleri toplanıyorlar, imece usulü para vererek önce arsayı alıyorlar, sonra o Egemenlik Binası dediğimiz binayı, İzmir’in ilk belediye binasını yapıyorlar. Onu İzmirliler yaptı. Onu devlet de yapmadı, belediye de yapmadı. İzmirliler imece usulü para vererek yaptı. O binaya nasıl el koyuyorsun?” dedi.
“BU İŞTEN DÖNMEZLER”
Kocaoğlu, İzmir’in direncine değinerek, “Siyasi öngörümde bu işten dönmezler. Çünkü gemi azıya aldılar. İzmir’i cezalandıra cezalandıra… İzmirlilere olan ‘sümüklü çocuk’ dediler, ‘faşist İzmir’ dediler, ‘çelikli’ dediler, ‘Gâvur İzmir’ dediler. İzmir ayakta. İzmir Atatürk’ten yana, laiklikten yana, Cumhuriyet’ten yana dimdik ayakta duruyor. İzmir’e kimsenin kurşunu işlemez. Onu böyle bilsin. Bu böyle bir kenttir burası. Kendi göbeğini kendi kesebilen bir kent. Tarımı var, çok çeşitli sanayi var. Oradan vuruyorsunuz, buradan çıkıyor; oradan vuruyorsunuz, bu taraftan çıkıyor. İnsanıyla, eğitimiyle, devletine, milletine bağlılığıyla böyle bir kent. Türkiye’nin en ileri kenti. 81 vilayet içerisinde ’80’den bu tarafa tam 45 senedir dayak yiyip de merkezi yönetimden taraf hor görülüp, yatırım yapılmayıp da ayakta duran başka bir kent yok. Bu kenti böyle bilsinler. Bu kente yapılan kötülük bu kentte kalmaz; kötülük yapanların başından geçer” dedi.
CUMHURİYET
