Alper Kul, “Çok Tatlı Bir Hikaye Ama Finalde Üzüyor Az Biraz” ile seyirci karşısına çıkıyor. Kul ile oyunun detaylarını ve özel hayatını konuştuk.
* “Çok Tatlı Bir Hikaye Ama Finalde Üzüyor Az Biraz” oyununuzla sahnedesiniz. Bu oyun ortaya nasıl çıktı?
– Aklımda dönen bir konuydu. Sinema filmi olarak hayal ediyordum, yazmaya başlayınca tiyatro disiplininde daha iyi ifade edebileceğime kanaat getirdim.
Kendini ifade etmekte problem yaşayan bir karakterin sıkışık bir ortamda farklı disiplinleri kullanarak daha tatlı bir anlatım yakalayabileceğini düşündüm. Zihin akışını arkadan LED ekranlara vererek, duygularını ifade edebilmek adına şarkılar söyleme çabası kıymetli geldi.
* Kadınlar ve erkekler arasındaki farkları anlatan bir oyun. Hikayesi merak uyandırıyor. Oyunu siz yazdınız. Eşinizle ilişkinizden mi ilham alarak yazdınız?
– Var tabii her yerden ufak ufak esinlenmeler. Kendi hayatın, en yakınındakiler, gözlemlerin… Neticede bir kadın bir erkek hikayesi yazarken bildiğin, deneyimlediğin kanaldan yürümek yazar için daha tutarlı oluyor.
Ama somut hikayeler üzerinden değil de duygular, farklı davranış biçimlerini sergilemekte kendi deneyimlerimi kullandım. En nihayetinde kendi hikayeni tüm gerçekliğiyle anlatmak sahnedeki oyuncunun pek işine yarar bir yol değil. Genellemeler üzerinden yürüdüm.
* Eşiniz Aylin Kontente’nin yorumlarını da merak ediyorum…
– Metni ve rejiyi beğendi. (Gülüyor) Oyunculuğumla ilgili çok güzel eleştirileri oldu, onun üzerine de çalışıyorum zaten. Aylin, eşim evet ama diğer yandan da çok önem verdiğim bir meslektaşım. Algıları açık, üslup sahibi, bilgisine, görgüsüne çok inandığım kıymetli bir oyuncu. Yaptığımız işler ile ilgili kendimizi daha iyiye taşımak adına yapıcı eleştirilerimiz hep oluyor birbirimize. Bu da benim şansım.

AİLE HAYATIMIZI PAYLAŞMAKTAN KEYİF ALMIYORUZ
* Oyun, kadınların detaylara çok önem verdiğini ve konuya hakim olmak istediğini, erkeklerin ise sadece sonuca odaklandığını anlatıyor. Eşiniz ile yaşadığınız böyle bir hikaye var mı?
Haberin Devamı
– Yok açıkçası. Kadın erkek düşünce farklılıklarını herkes kadar biz de yaşıyoruz.
Normal bir çift, hayatı deneyimleyen iki farklı insanız. Kendi içimizde tatlı, mutlu bir aile hayatı yaşamaya gayret ediyoruz.
İkimiz de çok fazla ön planda olmaktan rahatsızlık duyan karakterleriz. Özellikle aile hayatımızı paylaşmaktan çok da keyif almıyoruz. Sosyal medyada da miktarı kafi bir iletişimimiz var zaten.
* Oyunun müzikleri de size ait. Ayrı bir heyecan olsa gerek…
– Her şeyini ben yapayım gibi bir iddiadan değil. Obsesif bir erkek anlatımına uygun olduğu için öyle denk geldi. Bir yandan da daha kolay ve tutarlı oldu. Eleştirilerine inandığım meslektaşlarımdan ve izleyicimden de onay görmek çok büyük haz verdi. 70 dakikalık tek kişilik bir anlatımın işçiliği zor gerçekten. Ama ekibim var. Ve çok iyiler.

OYUN ARKADAŞLARIM BENİM KARA KUTUM
* Uzun yıllar “Güldür Güldür”de yer aldınız fakat son 2 yıldır yoksunuz. Bir gün yeniden kadroda görür müyüz sizi?
– “Güldür Güldür” dostlarımla birlikte yürüdüğümüz, büyüdüğümüz, hayatı deneyimlediğimiz bir oyun laboratuvarı oldu. Necati Akpınar özelinde bize bu imkan sunuldu. Arkamızda durdu ve bizi özgür bıraktı. Bize inandı. Biz de elimizden geldiğince kendimizi ifade etmeye, elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret ettik. Çabalarımız da izleyicimiz tarafından ödüllendirildi. Bu muhteşem bir deneyim.
Oyun arkadaşlarım dostlarım, kara kutum, hayatımın dörtte biri. Orada eşimle tanıştım, evlendim, hepimiz süreç içerisinde çoluk çocuğa karıştık, birlikte büyüdük. Seyyah bir kumpanya, mesleki hayalimdi. Nejat Uygur Tiyatrosu gibi olmaktı hayalim, farklı bir versiyonunu başardık.
Soruya dönecek olursam, beni ben yapan değerlerimden ayrılmam söz konusu olamaz zaten. Yine birlikteyiz, yine üretme gayretindeyiz. Yoğun turne programı içerisinde gerçekleştiremediğimiz hayaller kalıyor insanın aklında.
Bu oyun gibi. Onları hareketlendirmek, konfor alanımdan çıkmak istedim. Zaman ne gösterir bilinmez. Özlediğim tiplemeler var. Arada gidip oynuyorum, onlar biraz daha yaşasın istiyorum. Yani ez cümle ayrılmadım.

BİZİM EVDE 24 SAAT KOMEDİ VAR
* Sizin eve komedi ne kadar hakim?
– Şükürler olsun ki 24 saat. Tatlı, eğlenceli bir ev bizimkisi.
* Eş olarak yine komedi yönünüz mü hakim, yoksa romantik misinizdir?
Haberin Devamı
– 14 yıldır evliyiz, Aylin hâlâ evdeki şakalarıma gülüyor. Tebessüm ediyorum. Romantik miyim? Bilemem ki bu göreceli bir konu. Ne atraksiyon yapanlar var.

AYLİN MUHTEŞEM BİR ANNE
* Çocuklar da bu konuda sizden el almış mı?
– Çocuk yetiştirmek ile ilgili okuduğumuz sayfa sayısı oyunculuk araştırmalarımızı geçti sanırım. Burada yüzünüze karşı büyük cümleler etmek istemem ama Allah herkese böyle eş nasip etsin. Çok şanslıyım, Aylin muhteşem bir anne. Beni de bilgilenmem, öğrenmem gereken konularda çok destekliyor, yönlendiriyor.
Mutlu, algıları açık, empati kurabilen, dürüst, merhametli, hakkaniyetli insanlar yetiştirebilmek adına kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz sürekli. Hayatlarını deneyimlerken kadın, çocuk, hayvan, doğa haklarına duyarlı bireyler olabilmeleri için elimizden geleni yapıyoruz.
Oyunculuk da iyi insan olabilmeye gayret sanatıdır.
Hürriyet
