Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ESİAD’DA 100 YILLIK ÖMÜR VE YAPAY ZEKA ÇAĞI KONUŞULDU

70 Yaş Yeni 50 Yaş Olacak

70 Yaş Yeni 50 Yaş Olacak

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) tarafından, Girişimcilik ve Dijital Dönüşüm
Yuvarlak Masası katkılarıyla düzenlenen “İnsanlık 2.0: Yapay Zeka ve Uzun Yaşam” başlıklı
toplantıda, iş dünyasını bekleyen büyük dönüşüm masaya yatırıldı. ESİAD Dernek Merkezi’nde
gerçekleştirilen toplantıya konuk konuşmacı olarak katılan Fütüristler Derneği Yönetim Kurulu
Başkanı Zeynep Yalım Uzun, yapay zekadan uzun yaşam ekonomisine, dijital kimlikten yeni
çalışma düzenine kadar şirketlerin rekabet gücünü doğrudan etkileyecek “gigatrendleri” anlattı.
Uzun yaşamın çalışma hayatını kökten değiştireceğini ifade eden Uzun, “2070’lere gelindiğinde, 70
yaşındaki bir bireyin 50 yaşındaki birinin zihinsel ve fiziksel kapasitesine sahip olması bekleniyor.
100 yaşındaki insan 80’ine kadar çalışmak zorunda kalacak. Şirketlerde 20 yaşındaki stajyer ile 80
yaşındaki kıdemli çalışan aynı ekipte yer alacak” dedi.

TEKNOLOJİK GELİŞİM VE ADAPTASYON

Toplantının açılış konuşmasını yapan ESİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Girişimcilik ve Dijital
Dönüşüm Yuvarlak Masası Başkanı Yiğit Tatış, teknolojik gelişim ve adaptasyonun iş dünyası
açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. Tatış, “Bugün en küçük bir teknolojik dalgalanmada
dahi buna hazırlıklı olmayan şirketlerin ayakta kalma şansı giderek azalıyor” diye konuştu.
ESİAD’ın teknoloji ve dijital dönüşüm alanındaki çalışmalarını anlatan Tatış, iş dünyasında
farkındalık yaratmayı ve şirketlerin teknolojik gelişmelerin dışında kalmamasını önemsediklerini
söyledi. Tatış, “Dünyada neler oluyor, teknoloji nasıl değişiyor; bunu yalnızca okumak değil,
görmek ve hissetmek zorundayız. Bu etkinlikleri de iş dünyasının bu değişimi daha yakından takip
etmesi ve teknolojik gelişmelerin içinde yer alması için düzenliyoruz” dedi. ESİAD’ın bu alandaki
çalışmalarını yalnızca toplantılarla sınırlamadığını ifade eden Tatış, üniversite ve iş dünyası iş
birliğine de dikkat çekti. Tatış, “Üniversitelerden akademisyenlerle iş dünyasını bir araya getiren
çalışmalar yapıyoruz. Konunun uzmanlarını, kanaat önderlerini ve Ege’deki paydaşlarımızı aynı
zeminde buluşturarak teknolojik dönüşüm konusunda ortak bir farkındalık yaratmayı
amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.

EN BÜYÜK ŞİRKETLERİN YÜZDE 40’I YOK OLACAK

Fütüristler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Yalım Uzun, sunumunda küresel ölçekte
şirketlerin karşı karşıya olduğu dönüşüm baskısına dikkat çekti. Fortune 500 şirketleri üzerinden
çarpıcı bir tablo ortaya koyan Uzun, değişimin hızının yalnızca küçük ve orta ölçekli işletmeleri
değil, dünyanın en büyük şirketlerini de tehdit ettiğini söyledi.

Uzun, “McKinsey Global Institute’un 2024 araştırmasına göre, Fortune 500 listesindeki şirketlerin
yüzde 40’ının önümüzdeki 10 yıl içinde yok olması bekleniyor. Bunun temel nedeni, değişim
hızına adapte olabilme kabiliyetlerinin eksikliğidir” dedi. Dijital dönüşüm kavramının da artık yeni
bir aşamaya geçtiğini ifade eden Uzun, “Eskiden dijital transformasyon konuşurduk, artık oyun
değişti. Bugün herkes yapay zeka transformasyonu yapmak zorunda. Eğer hâlâ sadece dijitalleşme
ile uğraşıyorsanız, onu hızla yapay zekaya dönüştürmelisiniz” sözleriyle şirketlere dönüşüm çağrısı
yaptı.

BEŞ “GİGATREND” İŞ DÜNYASINI YENİDEN ŞEKİLLENDİRECEK

Toplantıda, önümüzdeki dönemde sosyo-ekonomik sistemleri derinden etkileyecek beş büyük
gigatrend öne çıktı. Bu trendleri “longevity”, “çalışma hayatının dönüşümü”, “Mobility as a
Service (Hizmet Olarak Mobilite)”, “sağlık ve önleyici bakım” ile “dijital kimlik” olarak sıralayan
Uzun, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu trendlerin hiçbiri tek başına ilerlemiyor. Hepsi birbirini besliyor, birbirinin hızını artırıyor ve
şirketlerin iş yapma biçimlerini aynı anda değiştiriyor. Bu nedenle gelecek stratejisi, yalnızca
teknoloji yatırımıyla değil; insan kaynağı, veri yönetimi, liderlik, sağlık, çalışma modelleri ve
müşteri deneyimiyle birlikte düşünülmeli. 2050 yılında dünyada 60 yaş üstü nüfusun 2,1 milyara
ulaşması bekleniyor. 2030 yılına kadar 12 trilyon dolarlık devasa bir uzun yaşam ekonomisi
doğacak. Bu, yalnızca sağlık sektörünü değil; finansı, sigortayı, insan kaynaklarını, turizmi,
perakendeyi, teknolojiyi ve üretimi de dönüştürecek. Çalışma hayatı da önemli bir kırılma
noktasında. 2030’a kadar 92 milyon işin yok olması, buna karşılık 170 milyon yeni iş rolünün
doğması bekleniyor. Bu tablo bize şunu söylüyor: İşler kaybolurken işin kendisi bitmiyor; roller,
beceriler ve çalışma biçimleri değişiyor.”

LONGEVITY: 100 YILLIK ÖMÜR, 80 YAŞINA KADAR ÇALIŞMA HAYATI

Zeynep Yalım Uzun, insan ömründeki uzamanın şirketlerin organizasyon yapısını, insan
kaynakları politikalarını, liderlik modellerini, emeklilik sistemlerini ve yeni pazar fırsatlarını
doğrudan etkileyeceğini anlattı. Uzun şöyle devam etti:
“Longevity, fantastik bir gelecek senaryosu değil. Tahmin edilenden daha hızlı gelen bir gerçeklik.
İnsan ömrünün 100 yılın üzerine çıktığı, bireylerin 80 yaşına kadar çalıştığı, 70 yaşın bugünün 50
yaşı gibi görüldüğü bir dünyaya hazırlanıyoruz. Şirketler ilk kez beş neslin aynı anda çalıştığı bir
organizasyon yapısını yönetmek zorunda kalacak. 20 yaşındaki bir stajyer ile 80 yaşındaki kıdemli
bir çalışanın aynı ekipte yer aldığı bir iş gücü düzeninden söz ediyoruz. Bu tablo, insan kaynakları
politikalarının, kariyer basamaklarının, eğitim programlarının ve liderlik anlayışının yeniden
tasarlanmasını gerektiriyor. Mevcut emeklilik, sigorta ve sosyal güvenlik sistemlerinin de bu
dönüşümden doğrudan etkilenecek. Bugünkü sistemlerin önemli bir bölümü insanların 70-75 yıl

yaşayacağı varsayımı üzerine kuruldu. İnsan ömrü uzadıkça emeklilik yaşları, aktüerya hesapları,
sigorta modelleri ve çalışma sözleşmeleri yeniden ele alınmak zorunda kalacak.”
Longevity ekonomisinin şirketler için büyük bir fırsat alanı yarattığını da vurgulayan Uzun, sağlıklı
yaşam, önleyici bakım, wellbeing, kişisel sağlık teknolojileri, yaş dostu ürünler, finansal planlama,
yaşam boyu öğrenme ve esnek çalışma modellerinin bu ekonominin ana başlıkları arasında yer
alacağını ifade etti.

146 MİLYAR DOLARLIK DİJİTAL KİMLİK PAZARI

Uzun, hizmet olarak mobilite alanında otonom araçlar, bağlantılı ulaşım sistemleri ve akıllı
şehirlerin trilyon dolarlık yeni bir ekonomi yarattığını söyledi. Sağlık ve önleyici bakım başlığında
ise giyilebilir teknolojilerin kişisel sağlık asistanlarına dönüştüğünü belirten Uzun, “Akıllı saat ve
yüzükler gibi cihazlar artık yalnızca veri toplayan araçlar değil; sağlığımızı izleyen, riskleri öngören
ve bizi yönlendiren kişisel agentlara dönüşüyor. Dijital kimlik de yakın geleceğin en kritik
başlıklarından biri olacak. 2030’da 146 milyar dolarlık bir dijital kimlik pazarından söz ediyoruz.
Öz egemen kimlik kavramıyla, bireylerin kendi verileri üzerindeki kontrolü artacak. Şirketler için
güven, veri mahremiyeti ve kimlik yönetimi rekabetin yeni alanlarından biri haline gelecek” dedi.

AGENTIC AI’I KENDİNİZİN BİR PARÇASI GİBİ GÖRÜN

Toplantıda yapay zekanın yeni aşaması olarak öne çıkan Agentic AI konusuna da değinen Uzun,
“Şu an kullandığımız yapay zekaya soru soruyoruz, o cevap veriyor. Ancak Agentic AI, kendisine
tanımlanan görevleri bağımsız bir çalışan gibi kendi başına yerine getiriyor. 2030 yılına kadar
küresel ekonomiye etkisinin 4,4 trilyon dolar olması bekleniyor. Bu teknoloji yalnızca hız
kazandırmayacak. Analiz yapacak, seçenekleri değerlendirecek, görevleri takip edecek, süreçleri
yürütecek ve gerektiğinde karar destek mekanizmalarının parçası olacak. Bu nedenle şirketlerin
Agentic AI’ı yalnızca bir yazılım yatırımı olarak değil, yeni bir çalışma arkadaşı ve yeni bir
organizasyon modeli olarak görmesi gerekiyor. Bu sistemleri kendimizin bir parçası, uzantısı ve
bizi güçlendiren bir unsur olarak görmeyi başarabilirsek çok faydalı bir noktaya gelebiliriz”
ifadelerini kullandı.

ŞİRKETLERE TAVSİYELER

Şirketlere, “Dönüşüme küçük ama bilinçli adımlarla başlayın” çağrısında bulunan Uzun, ilk adımın
yapay zeka olgunluk değerlendirmesi olması gerektiğini belirtti. Uzun, “Şirketinizdeki iş gücünün
yapay zeka konusundaki farkındalığını ve kullanım düzeyini ölçün. Çalışanlarınız hangi araçları
kullanıyor, hangi verilerle çalışıyor, gizli bilgileriniz dışarı sızıyor mu, önce bunu görün. Risk
içermeyen alanlarda küçük ölçekli Agentic AI projeleri başlatın. Pazarlama verileri, pazar payı
analizleri veya halka açık datalarla yapılacak çalışmalar iyi bir başlangıç olabilir. Önemli olan şirket
içinde deneyim kazanmak ve öğrenme kasını geliştirmek. Şirketlerin geleceğe hazırlanmasında en

kritik sorumluluğun liderlik ekiplerine düşüyor. Liderlik ekibinizi bu gigatrendlerin yaratacağı
fırsat ve riskler konusunda eğitin. Yapay zeka, uzun yaşam, dijital kimlik ve yeni çalışma biçimleri
sadece teknoloji departmanlarının konusu değil; yönetim kurulu seviyesinde ele alınması gereken
stratejik başlıklardır” dedi.

Teknoloji yatırımlarının tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Uzun, insan merkezli dönüşüm
vurgusu yaptı. Uzun, “Dijitalleşme çok önemli ancak tüm projelerin kalbine insanı koyun.
Çalışanların teknolojiden duyduğu korkuyu ve direnci ortadan kaldıracak çalışmalar yapın.
Geleceğe hazırlık, sadece yeni araçlar kullanmak değil; insanı, kültürü ve liderliği birlikte
dönüştürmektir” diye konuştu.
Toplantı sonunda ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, Zeynep Yalım Uzun’a bir tablo
hediye etti.

 

Meltem SEYİS