Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gulay Dilbaz
Gulay Dilbaz

AŞKIN NİSAN YAĞMURLARI

Nisan ayı, gökyüzünün griye çaldığı, yağmur damlalarının şehrin taş kaldırımlarına ritim tuttuğu bir zamandır. İnsan Nisan ayında, doğanın yeniden doğuşunu seyrederken kendi kalbinin de yeniden filizlendiğini hisseder. İşte tam da bu yüzden Nisan yağmurları, aşkın en tutkulu masallarına fon olur.

Nisan Yağmurları altında ıslanarak birbirine sarılıp yürüyen iki aşık, papatyaların beyaz taç yaprakları gibi sırılsıklam ıslak ama yine de mutluluk sarhoşu olarak sımsıkı sarılmışlar birbirine, masallardaki aşıklar gibi: saf ve kırılgan, ama aslında en sert fırtınalara bile direnebilirlermişcesine. Aşk, hiçbir zaman kusursuz değildir; bazen karda çıkan kardelenler gibi, bazen Nisan yağmurlarında dans eden papatyalar gibi, bazen kalplerde açan güller gibi, bazen Nisan Yağmurları altında titreyen sırılsıklam aşık kalpler gibi. Bazen kusurlarıyla, bazen şaşkınlıkla bazen en güzel ve herzaman her haliyle bir başka güzeldir aşk.

Tutkulu bir aşk, insanı mucizelerle dönüştürür. Bir bakış, bir dokunuş, bir kelime bir hayal… Hepsi sıradan bir günü, sıradan bir insanı olağanüstü kılar. Nisan yağmurları altında birbirine yaklaşan iki kalbin hikâyesi, sadece romantik bir sahne değil; aynı zamanda insan ruhunun en derin özlemlerinin, en vazgeçilmez hayallerinin dışavurumudur. Çünkü aşk, yalnızca iki kişi arasında yaşanılan bir duygu, mutluluk akışı değil; aynı zamanda hayatın kendisine duyulan bir bağlılık ve insanların aynı frekansta yaşadığı efsane farklı bir evrendir.

Papatyaların beyaz yaprakları bizim kalbimize şunları fısıldar: AŞK idealize edilmiş bir masal değildir. Gerçek aşk, eksiklikleriyle, yaralarıyla, imkansızlıklarıyla, mutluluklarıyla bazen de hayal kırıklıklarıyla vardır. Ama daha sahici, daha samimi, daha tukulu, daha dokunaklı ve daha bir vazgeçilmezdir. Nisan yağmurlarının altında ıslanırken, insan kalbinin yapayalnız çıplaklığını hisseder; maskeler düşer, kelimeler yalınlaşır, kalpler hisleriyle karşılıklı iletişime geçer sadece. Ve işte o anda aşk, en saf hâline döner, beklentisiz, yargısız, kaygısız vee özgürce, bir bebek gibi teslimiyetle.

Belki de aşkın büyüsü, tam olarak bu çelişkide saklıdır: hem kırılgan hem güçlü, hem beyaz saf, hem kırmızı asi. hem geçici, hem sonsuz. Nisan yağmurları bize bunları hatırlatır; her damla, aşkla kalbin üzerine düşen bir nota gibi yankılanırken tüm ruhunda “Sev,” der Nisan yağmuru, “çünkü hayat kısa, çünkü kalbin ancak sevgiyle tamamlanır, çünkü sevgi herşeyin ilacıdır.”

Biz, beyaz papatyaların arasında bir kuş gibi süzülürken, aslında kendi masalımızı yazıyoruz ve kendimize olan ennn büyük aşkımızı yaşıyoruz. Her adımda, her bakışta, her nefes alışta, her kalp attışımızda, her yağmur damlasında,her dokunuşta ve her Nisan ayında… Aşkın tutkulu masalı, Nisan yağmurlarının altında yeniden alevleniyor. . .
Dinleyin; Nisan Yağmurlarında papatyalar sizlere neler fısıldıyor ?
AŞKIN NİSAN YAĞMURLARI OLABİLİR Mİ ACABA ? . . .

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER