Uzaktan duyduğumuz bir türkü sesi yüreğimizi nasıl da dağlar, her birimizi farklı alemlere götürür. Herkes kendinden bir şeyler bulur. Kimimiz Mihriban olur, kimimiz Çanakkale içinde kaybedilen kınalı kuzularının ruhunu hisseder, kimimiz aşrı aşrı memlekette gelin, kimimiz geciken kara trenin neden bir türlü gelmediğini düşünür, kimimiz uzun ince bir yolda gece gündüz gittiğini düşünür.
Anadolu halkının yaşanmışlıkları, acıları, sevinçleri, kahramanlıkları sözlere ezgi katılarak dile getirilmiş adına da türkü denmiştir. Samimi bir dille, içtenlikle, doğrudan kalbe dokunan sözlerle söylenmiştir.
Anadolu’nun kültür zenginliği türkülerimize de çeşitlilik, farklı tatlar katmıştır. Ege’nin zeybeği ile efelerin hikayelerini anlatırken, özgürlüğü, yiğitliği hissettirir, Doğu Anadolu türküleri ile hüznü, hasreti, İç Anadolu bozlakları ile aşk, derin keder ve özlemi hisseder, Karadeniz türküleri ile bazen hüzünlenir, bazen kemençe ve tulum eşliğinde hareketli ritimleri ile coşarız. Her yörenin kendine özgü bir dili, ezgisi ve müzik aleti vardır. Anonim türküler halkın içinden çıkıp, günümüze kadar gelmiş, sahibi belli olmayan, halkın ortak malı olan, sözlerinde ve ezgilerinde doğduğu yörenin folklorik özelliğini taşıyan, halkın yıllarca benimsediği, dilden dile, gönülden gönüle dolaşarak gelen muhteşem bir hazinedir. Aynı zamanda Ozanlar diyarı Anadolu’dan çıkan muhteşem türkülerimiz vardır. Aşık Veysel, Aşık Mahsuni Şerif, Neşet Ertaş, Muhlis Akarsu, Arif Sağ, Musa Eroğlu ve ismini sayamadığım geleneksel ezgileri ustalıkla icra eden değerli ustalarımız, gönül teline dokunarak Anadolu’nun sesini duyurup, geniş kitlelere ulaşmasını sağlamışlardır.
Türküler bizi anlatan, kültürel bağlarımızı güçlendiren, toplumsal birlikteliğimizin önemli bir parçasıdır, türküler insanları ortak duygularda buluşturur. Türkülerle ağlar, türkülerle güler, türkülerle coşarız. Türküler aynı zamanda tarih niteliğinde, geçmiş ve gelecek arasında kültürel bir köprüdür.
Günümüzden bugüne kadar gelen türkülerimiz, saf ve temiz duygularla insanların ruhuna dokunmaya devam etmektedir. Genç sanatçılarımız türkülerimize kendilerine özgü yorumlar katmakta, yüreklere dokunmaya devam emektedir.
Türkü Türk’ün dilinde, türkü Türk’ün yüreğinde.
Türkü Türk’ü anlatır, Türk’ün bir türküsü hep vardır.
Türk türküyü gülse söyler, ağlasa yine söyler…
Türkülerimiz yaşatılması gereken kültürel bir mirastır. Türküler yaşadıkça kültürümüz de yaşamaya devam edecektir.
Türküyle kalın, hoşça kalın,

YORUMLAR