Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
UTKU TAN
UTKU TAN

Bir Udun Tellerinde Saklı Zaman: Coşkun Sabah ve Bizim Kalan Anılarımız

Bazı sesler vardır; sadece kulağımıza ulaşmaz, doğrudan geçmişin kapısını aralar. Bir radyonun cızırtısından, eski bir kasetin hışırtısından ya da tesadüfen bir dükkânda duyduğunuz birkaç notadan, yıllar öncesine ışınlanırsınız. İşte benim için Coşkun Sabah tam da budur: bir sanatçıdan öte, hafızanın sesidir.

Bugün birçok isim gelir geçer. Şarkılar haftalar içinde zirveye çıkıp unutulur. Ama bazı sanatçılar vardır ki zamanı aşar. Coşkun Sabah, o isimlerden biri. Onu sadece belli bir dönemin popüler figürü ya da basitçe “taverna müziğinin temsilcisi” olarak görmek, müziğine büyük haksızlık olur. Çünkü o, Türk musikisinin köklü makamlarını halkın kalbine taşıyan nadir ustalardan biridir.

Ud, onun elinde sadece bir enstrüman değil, konuşan bir dost gibiydi. Tellerine dokunduğunda sadece melodi çıkmazdı; insanın içine işleyen, yıllarca unutulmayacak duygular dökülürdü. Elektro udla yaptığı o eşsiz dokunuşlar, adeta bir gitar solosunun hüznünü taşırdı. Daha sözler başlamadan, dinleyenin kalbine dokunmayı başarırdı.

Benim Coşkun Sabah ile bağım ise çok daha kişisel. Çünkü bazı şarkılar sadece dinlenmez, yaşanır. Benim için o şarkı, İsyanlardayım.

Yıl 1992… Yanlış hatırlamıyorsam bir gün mahalle bakkalına gitmiştim. O yıllarda radyolar hayatın tam ortasındaydı; dükkânlarda hep bir şarkı çalardı. O gün de radyodan bir melodi yükseldi. İlk notalarda durdum. “Bu ne?” dedim kendi kendime. Çünkü kulağıma gelen şey farklıydı. Anılar ve Aşığım Sana hâlâ çok güçlü eserlerdi ama bu bambaşka bir tınıydı. Yeni bir albümden olmalıydı.

Şarkı bitmeden içime işledi. O heyecanla hemen kasetçiye gittim ve kaseti aldım. Belki klibi olmadı, belki çok öne çıkarılmadı, belki çoğu kişi fark etmedi. Ama benim dünyamda o şarkı apayrı bir yere yerleşti. Melodisiyle, sözleriyle, taşıdığı kırgınlıkla hâlâ kalbimde özel bir köşede durur.

Aslında mesele sadece bir şarkı da değil. O dönemdi. Kaset kapaklarıydı, bakkaldaki radyo sesiydi, yeni albüm çıktığında duyulan o tarifsiz heyecandı. Bugün bir şarkıya saniyeler içinde ulaşıyoruz ama belki de bu yüzden aynı derinliği hissedemiyoruz. Çünkü beklemek de sevmeye dahildi.

Aradan yıllar geçti. Müzik değişti, listeler değişti, alışkanlıklar değişti. Fakat bazı besteler yıllandıkça güzelleşir. Tıpkı iyi bir şarap gibi. Coşkun Sabah’ın eserleri de öyle. Çünkü onların içinde sadece nota yok; yaşanmışlık, kırgınlık, aşk ve insanın kendi iç sesi var.

Belki bu yüzden onun bir ud taksimi duyulduğunda zaman duruyor. Bir anda eski sokaklar, çocukluk günleri, kasetçilerin vitrinleri ve çoktan geride kalmış hayat parçaları geri geliyor. Ve insan anlıyor: bazı sanatçılar unutulmaz, çünkü onlar şarkı değil, hayatımızın bir parçasını bestelemiştir.

İyi ki o tellere dokundun, büyük usta.
Bizim anılarımızda hâlâ en güzel yerdesin.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER