Ülkemizde gündem öylesine bir örtü altına saklanıyor ki, sokakta vatandaş günlük yaşam savaşında, gerçek gündemi sorunları çözümü anlatacak, umut olacak, kendine uzanacak bir el arıyor. Halkın gündemi olan, pahalılık ve yoksulluğu okulların açılmasına günler kala daha çok derinden hissediyor. Okul alışverişine çıkan anne babalar kart ya da akraba eş dosttan alınan borçla çocuklarını yeni eğitim dönemine güler yüzle göndermeye çalışıyor. İşte, iktidar bu gerçek gündemi simsiyah bir örtünün altına saklamak için ortakları siyasi hamleler yapıyor.
Dönemin Ana muhalefet partisi CHP’ye atanan kayyum yönetiminin de örtülü desteği ile siyaseti yeniden dizayn etmeye çalışan iktidarın bu hamlesi de beklenen sonucu vermedi. Yeni Parti’nin kurulması alana çıkması ile atama CHP yönetiminin kendi içinde çok erken başlayan genel başkanlık kavgası iktidarın beklediği siyasi etkiyi yapmadı. İktidarın, belediye başkanı ve milletvekili transferi ile seçilen ve seçilenler arasında bir güvensizlik ortamı oluşturma hamlesi de , kendini seçen iradeye sırtını dönen yerel yönetici ve siyasetçilerin inandırıcı olamaması da iktidarın bu hamlesinide boşa çıkardı.
Bu transferlerin gösterdiği bir gerçekte, iktidar saflarına katılan ya da atama yönetimin yanında olanların, büyük bölümünün YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in CHP Genel Başkanlığı döneminde belirlenmiş aday yapılmış isimler olması. Tam bu noktada, sokağın sesi ve umudu olma iddiasıyla yola çıkan, araştırma anketlerde birinci parti konumunda olan YENİ Parti yönetimi, önümüzde ki seçimler için aday belirlerken çok seçici çok dikkatli olmak, halk deyimiyle kılı kırk yarmak zorunda. Aday belirlemede, düşünce yapısına ve örgüt emekçiliğine, örgütün ve partili olmayan seçmenin de görüşlerini dikkate almalı. AKP ye geçen belediye başkanlarının ilk yaptıkları icraatın makamlarında bulunan ATATÜRK fotoğraflarını kaldırmak olması da, bu aday seçiminde eş dost akraba ya da yerel yönetimin ekonomik desteği değil siyasi duruşu ve kişiliğin dikkate alınmasının zorunlu olduğunu gösteriyor. Özgür Özel’in , YENİ Parti’yi kurduktan sonra ilçe ve il başkanları ile genel başkanın, parti üyelerinin doğrudan oylarıyla belirlenmesini hedeflediklerini açıklaması nasıl geniş kitlelerden destek aldıysa, milletvekili, belediye başkanı ve belediye meclis üyeliği adaylıklarında bu yöntemin üyelerin yanısıra mahalle sokak ev ev uygulanması önümüzde ki dönem siyasette transferlerin önünü kesecektir. Tabii, anketlere göre iktidar olacak Yeni Parti, AKP dahil diğer partilerden gelecek olanlara da kapılarını kapatmalı. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı kimliği ile gittiği il de devlet geleneği gereği kendisini karşılayan belediye başkanına “gelmek istersen kapımız açık” demesi artık iktidarın parmak hesabı ve yerel güçle ayakta kalmaya çalıştığı da göz ardı edilmemeli.
Ekonomi, yargı, eğitim, işsizlik gibi yaşamsal sorunlara çözüm üretemeyen , çözüm diye attığı her yeni adımın yeni bir düğüm olduğunu gören iktidarın ana gövdesi hatta tek karar vericisi Erdoğan yanına Bahçeli’yi de alarak, İmralı’da ki Öcalan’la ortaklaştığı “dünü unutun, artık barış var” söylemlerini gündeme taşıyor kendi tabanına emrediyor. Toplumu, mağdurları, cezaevindeki binlerce insanı, ihraç edilen barış akademisyenlerini, çatışmada evlat yitirmiş aileleri sürecin öznesi olmaktan çıkarıp pasifleştirmeyi tercih ediyor. Ancak, yukarıdan verilecek kararı minnetle alkışlaması gereken pasif nesnelere çeviriyor. Ancak, unutulmaması gereken bir gerçek var ki; Toplumun her kesiminde açık net meşru olarak söylenmeyen, yası tutulmayan paylaşılmayan acılar kendiliğinden yok olmaz. Kapatılan yok sayılan, kişinin, kişilerin yüz binlerce hatta milyonlarca insanın taşıdığı kabuk bağladı denilen acı kişinin ve toplumun hafızasında gizli bir yara olarak yaşar, dokununca kaşıyınca patlamaya hazır bir yara bir yanardağ gibi gelecekte belirleyici olur, an gelir yıkıcı bir öfke olarak ortaya çıkar.
İktidarın en çıkmazda olduğu sorunun ekonomiye ilişkin seçime doğru iyileştirici adımlar atılacağı bilgisi iktidar yanlısı medya da dile getirilse de, şunu tüm gerçek ekonomistler biliyor ki, sorun faizlerle oynayarak çözülecek boyutta değil artık. Çok geniş alanı büyük sanayicileri, şirketleri de korkutan bir kriz var, giderek büyüyor ve elimi kaldırdım, faizi indirdim diyerek halka nefes aldırma dönemi gerilerde kaldı. Krizi aşmak için çok köklü değişiklikler gerekiyor, bu da, MHP, Kılıçdaroğlu CHP’si hatta DEM desteğiyle de olsa Erdoğan iktidarını aşan bir rejim sorunu artık. Halk umudu kesti, tOplumun tüm dinamik kesimleri değişim istiyor. Bu zorunluluk, iktidara “boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı” durumunu yaşatıyor. Belediyelere operasyondan çözüm sürecine, CHP’ye butlan atamadan, Trump’la her şeyi deneyen, istediği desteği arkasına alıp “seçimde iktidar olmamız garanti” diyemeyen iktidar, bu nedenle toplumsal desteği masa başı mühendisliklerle elde etmeye çalışıyor. Ne seçim yasalarındaki ince ayarlar ne siyasi manevralar, derinleşen krizin ve sokaktaki değişim isteklerinin önüne geçemiyor. İktidar için köşeye sıkışma kalıcılıktan büyümeye dönüşürken, iktidarda kalma isteği çelişkilerle dolu bir tünele dönüşüyor. Tünelin sonundaki ışığı ararken atılan her radikal adım karanlığı dağıtmak yerine iktidar için belirsiz bir geleceğe işaret ediyor.

YORUMLAR