Ramazan Bayramı arifesindeyiz. Bu özel günler geldiğinde, nedense hep bir hüzün çöker içime. Zamanın su gibi aktığını fark edince, kendimi geçmişin o güzel bayramlarında bulurum. Eminim sizler de aynı duyguyu yaşıyorsunuzdur.
Çocukluğumun bayramları bambaşkaydı. Şimdiki gibi teknoloji ve konfor yoktu belki, ama mutluluk, samimiyet ve o paylaşma duygusu tarifsizdi.
Tabiki Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramı hazırlıkları farklı olurdu. Ama her iki bayramda da evimizin önündeki boş alanda panayır kurulurdu. Ramazan Bayramının Arifesinde panayır hazırlıkları başlardı. Luna Park’ın ilkel hali gibi düşünebilirsiniz.
Zincirli salıncak kurulurdu, kayık salıncak kurulurdu, çok güvenli olmayan önlemlerde alınırdı. Bir bölüme de motorsikletler getirilirdi. Tabi seyyar satıcıları cabası, her türlü yiyecek içecek….
Bayram sabahı uyandığımızda daha gözümüzdeki çapağı yıkamadan koşarak pencere önüne dizilirdik, panayır ne halde diye merakla seyrederdik.
Büyüklerimiz uyanmış bayram namazı telaşında, sonrasında da eve dönüşleri bayramlaşma heyecanı bizi bizden alırdı. Büyükler bayramlaşma telaşında biz çocuklar ise ne kadar çok el öpsekte harçlık toplasak teleşında olurduk. Çünkü tek amacımız panayırdaki oyuncaklara binebilmek ve o çoşkulu eğlenceye ortak olabilmekti.
Şimdiki bayramlarda ise gözümüz kapıda, kulağımız zilde ne zaman çalıcakta misafir karşılayacağız diye evde miskin miskin bekleme modunda yalnızlığımızın bizi nekadar huzursuz ettiğinin analinizi yapmakta buluyoruz kendimizi.
Bu düşünceler içinde bayramların ana teması hanelerdeki aile büyüklerinin varlığına çıkıyor.
Onlar varken bayramlar bayrammış meğersem. Bizler bile küçücük çocukken ailemizle birlikte bayram ziyaretlerine gittiğimizde, o hanede bir büyük var ise (dede, babane, annane gibi) o hanede bayram coşkusu olurdu, misafirler dolup taşardı. Bizim içinde bol harçlık ve diğer misafirlerin çocuklarıyla oynama fırsatı bulurduk. En eğlenceli bayramları yaşardık.
Peki ya şimdi? Bayramlar ne yazık ki “tatil fırsatı” gibi görülüyor. Şehirler boşalıyor, görüntülü konuşmalarla bayramlaşılıyor. Aile büyükleri evlerinde çocuklarını bekliyor ama ziyaret yerine deniz kenarları tercih ediliyor. Çocukların elinde telefonlar, gözler ekranlarda…
Zaman ilerledikçe eski bayramları çocukluğumuzdaki bayramları daha çok arar olduk. O güzel bayramları yaşayan biri olarak ne yazık ki bu zamanlarda yaşadığımız bayramlar la kıyaslamamak mümkün değil.
Evet dostlar, anlatacak daha çok şey var elbet. Ama sözü fazla uzatmadan dileğim şu:
Her geçen bayram, bir öncekinden daha anlamlı olsun.
Unutulmayalım ki bayramlar; hatırlamaktır, paylaşmaktır, sevinci birlikte yaşamaktır.
Ramazan Bayramınız kutlu olsun.
Sağlıkla, sevgiyle kalın.

YORUMLAR