Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gözde Hortaçlı
Gözde Hortaçlı

Görkemli Kütüphane

Bulutların arasında hiç kimsenin bilmediği bir kütüphane vardır. Sarı duvarları, geniş pencereleri, her şeyin ahşaptan yapıldığı, kırmızı masaların olduğu bir kütüphanedir burası. Çok sevimli, 1.50 boylarında çalışan insanlar vardır burada. Her şey düzenli tertiplidir. Her sabah toz alınır, yerler süpürülür ve temizlenir. Burada zaman durmuştur. Kimse yaşlanmaz, kimse değişmez.

Başkahramanımız Görkem ise; yazarlıkla ilgilenen, zayıf, kumral, beyaz tenli, 1.80 boylarında ve çok sempatik bir insandır. Ama hayatında hiç kimse yoktur. Ne sevgili ne arkadaş ne aile… tüm tanıdıklarını bir araba kazasında kaybetmiştir. Tüm ailesi arkadaşları, ölmüştür. O zamandan beri de kendini toparlayamamıştır. Onları doğum gününde kaybetmiştir üstelik. İşte o günden beri düzelememiştir. O kaybolmuş bir insandır. 

Bir gün Görkem rüyasında Görkemli Kütüphane’yi görür. Rüyasında ahşap merdivenlerden yukarı çıkar ve üstünde Görkemli Kütüphane yazan kütüphaneden içeri girer. Tam o anda uyanır kan ter içinde. Kalkıp pencereden gelen ışığa doğru yürür ve tam o anda gökyüzünden aşağı, penceresine doğru gelen merdiveni görür. Bu bir işaret diye düşünür ve merdivenden yukarı doğru çıkmaya başlar. Merdivende giderken çiçekleri görür yanlarda. Bu çiçekler ‘Bizimle kal, oraya gitme!’ diye yalvarır ama Görkem onları dinlemez ve kütüphaneye varır, içeri girer.

Böylece kütüphanede dolaşmaya başlar. Görkem kütüphaneden inanılmaz etkilenir. Oradaki kitapların insanların hayat hikayesi olduğunu anlar. Kitaplara dokunmak için büyük bir istek duyar ama hiçbirini eline alamaz. Sihirli bir güç buna izin vermez. Sonunda kendi kitabını bulur ve sadece onu eline alıp okuyabilmektedir. 

Kitapta hayatı baştan itibaren yazmaktadır. Sonu yoktur ama yani nasıl öleceği yazmıyordur. Çünkü sonsuza kadar yaşayacaktır. Bunu okuduğu anda gözlerine inanamaz. Biraz daha geriden okumaya karar verir. Nasıl olabilir böyle bir şey derken, Görkemli Kütüphane’nin hem sahibi hem çalışanı olacağını okur. Tam o anda bir varlık belirir. Bu varlığın nasıl bir şey olduğunu anlayamaz. Çünkü içinden arkasını görebiliyordur. 

-Hoş geldin sahip.

-Sahip mi? Sen nesin? İn misin cin misin?

-Ne inim ne de cinim sadece senin kulunum.

-Sen benim kulum musun? Neler oluyor anlat da bileyim.

-Sen bu kütüphanenin yüzyıllardan beri beklediği sahibisin. Tabi ki benim de sahibimsin.

-Burası benim mi? Peki ne iş yapacağım burada? 

-Boşuna yazar olmadın. Sen insanların hayatını yazan bir yazarsın.

-Yani yapmam gereken şey, insanların hayatını mı yazmak? Bu çok hoşuma giderdi.

-Evet sahip. Şimdi masadaki yerini al ve başla.

Böylece Görkem Görkemli Kütüphane’nin sahibi olur ve insanların hayatını yazar. Hayat amacını bulmuştur. Bu arada kendine aradığı sevgiliyi de yazmayı unutmaz. Onu yanına çağırır bir gece. Yalnızlığı da son bulur. ‘Yazarlıkla uğraşmam boşuna değilmiş.’ diye düşünür.

İnsanı mutlu eden şey; yanında onu gerçekten seven bir insan olması ve hayat amacını bulmasıdır. Görkem’in hayatı böylelikle yeniden anlamlı olur. İnsan sevdiğiyle ve yapması gerekeni bulmasıyla mutlu olur. İnsanlar çok değerlidir. Hayatının aşkını bulan birisi istediği çoğu şeye de sahip olur. Tek başına kalırsan hayat monoton ve sıkıcı bir hal alır. Sevdikleriniz yanınızda, kalbinize karşılık, kalbinin attığı bir insanla yan yana, el ele oldukça sırtınız yere gelmez. Aşkı ve hayatı anlamlı kılmak bu şekilde olur.

Ne olursa olsun aşkınız yanınızda olsun. Sevin sevebildiğiniz kadar. Gerisi gelecektir. Emin olun.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER