Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gözde Hortaçlı
Gözde Hortaçlı

Bir Dakikalık Sessizlik

Can, 10 yaşında 4. sınıfa giden, sarı saçlı, mavi gözlü, yakışıklı mı yakışıklı bir çocuktur. Okula gitmeyi derslerinde başarılı olmayı çok sever. Çünkü o çalışkan bir öğrencidir.

Okul kocaman bir bahçesi olan, çiçekli, ağaçlı, basketbol sahası olan ve bir tane kocaman binası olan bir okuldur. Öğrencilerin lacivert ağırlıklı bir forması vardır.  Kimi çalışkan kimi yaramaz, kimi sakin kimi enerjik öğrencilerden oluşmaktadır okul.

Can Atatürk’e hayrandır. Onu yaptıkları, başardıkları Can’ı o kadar etkilemiştir ki, Can Atatürk’ü örnek alır. Hatta Atatürk hakkında yazdıkları bir kompozisyon yarışmasında 1. olmuştur. Bugünse 23 Nisan’dır yani Can’ın en sevdiği günlerden biridir.

Can sabahtan okula gider. Herkes gösteri yapacağı için çok heyecanlıdır. Kaç aydır çalıştıkları emek verdikleri gösterilerinin karşılığını alkışlarla almak isterler. Sabah erkenden sıralarına giren öğrenciler, beklemeye başlarlar İstiklal Marşı’nın okunmasını. Ve bir dakikalık saygı duruşuna geçerler.

O anda Can hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır. Gözleri okulunun eğilip büküldüğünü görür. Kendini bambaşka bir yerde bulur. ‘Işınlanmayı mı keşfettim acaba?’ diye düşünürken bir anda karşısında Atatürk’ü görür. Gözleri ona kilitlenir. Kekelemeye başlar.

-Atam! Canım! Ben… Şey… Türk’üm doğruyum , çalışkanım. İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu , milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk, açtığın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene. Ver elini öpeyim.

-Olmaz küçük. Bu kadar akıllı bir çocuk olduğun için benim senin elini öpmem gerekir.

-Allahım! Ne oluyor? Ben hala inanamıyorum. Karşımda duran Atatürk! Saygılar!

-Saygı benden sana küçük. Geleceğin mimarı, yarınların umudu sensin. Oyun mu oynuyorsun bakayım burada? Neden buradasın?

-Ben buraya nasıl geldim?? Nasıl geri döneceğim? Cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, laiklik, inkılapçılık.

-İlkeleri biliyorsun. Sen çok akıllı bir küçüksün.

-Atam iyi ki varsın, iyi ki geldin. Sen bizim gözbebeğimiz sen bizim kurtarıcımızsın. Senin gibi lider yüz yılda bir gelir. Seni çok seviyoruz. Kalbimiz hala Atatürk diyerek atıyor. Saygılar paşam.

Ve aniden Can kendini tekrar okulda bulur. ‘Bu gördüklerim düş müydü acaba?’ diye düşünür. ‘Öyle olsa bile çok güzel bir düştü.’ der. Ardından saygı duruşundan İstiklal Marşı’na geçerler. Can hiç bu kadar içten İstiklal Marşını söylediğini hatırlamaz.

Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak

O benim milletimin yıldızıdır parlayacak

O benimdir o benim milletimindir ancak!

Atatürk gelmiş geçmiş en büyük lider! Hala!

‘Yurtta sulh cihanda sulh!’

YORUMLAR

Bir adet yorum var

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER