Çok mutlu ve heyecanlı olduğunu ifade eden İncekulak, Naht sanatını “Allah kelamının ağaçla buluşturulması” olarak nitelendiren 68 yaşındaki İncekulak, eserlerini, çalışmalarını sürdürdüğü Tabakhane Mahallesi’ndeki ailesinden kalma tarihi ahşap evde sergiliyor.
Naht sanatına nasıl ilgi duyduğunu anlatan İncekulak, “Evimin girişindeki atölyede çalışıyorum”dedi.
Yaptığı binlerce eserden bir çoğunu hediye eden Kültür Bakanlığı Sanatçısı Mehmet Emin İncekulak, teknoloji ile birlikte naht sanatının yok olmaya başladığını anlattı.
Hat ustalarının eserlerini kıl testereyle keserek ahşaba aktardığını belirten İncekulak, bu sanata başlama öyküsünü şöyle anlattı:”45 yıl önce öğrencilik yıllarımda çaldığım udun kırılan desenli kafesini tamir ettirmek için Balıkesir’deki bir ustaya gitmiştim. Usta ile bir süre sohbet ettikten sonra bana bir kıl testere takdim etti ve ‘Sana el veriyorum. Kendi udunu kendin tamir et, bu hat eseri de keserek ahşaba aktar’ dedi. O güne kadar ahşap kesme konusunda hiçbir eğitim almamıştım. Simav’a döndüğümde ustanın hediye ettiği testereyle önce bana verdiği hat eseri keserek ahşaba aktardım. Daha sonra da udumun kafesinin kesimini yaptım. O günden beri de hiçbir eğitim almadan kendi kendimi geliştirerek öğrendiğim naht sanatını, nahhat olduğumu bilmeden sürdürdüm.

“İncekulak, bugüne kadar yaptığı hiçbir eserini satmadığını, koleksiyonunda yaklaşık 300 eser bulunduğunu dile getirdi.
Türkiye genelinde bu sanatı icra eden az sayıda usta kaldığını dile getiren İncekulak, şu bilgileri paylaştı: “Teknolojinin gelişmesiyle bilgisayarlarla kesim yapılıyor ama bizim yaptığımız naht eserlerde el emeği, göz nuru var. Bir eserin tamamıyla ortaya çıkması bazen ayları bulabiliyor. Bilgisayarlı makineler ise 10 dakikada kesimi gerçekleştiriyor ancak el sanatı ile makineden çıkan eserler arasında büyük farklar oluyor. Tablolara bakan insanlar bunu çok rahat ayırt edebiliyor. Elle yapılan eserlerin manevi değeri çok yüksek.” dedi.
Adil AKA

