Hayatın ilk adımlarını atarken o minicik ellerimizi tutan, devasa büyük, sıcacık ve güven veren eli hatırlarız sevgi dolu kalbimizde. O el, sadece düşmemizi engelleyen bir destek değil; fırtınalı günlerde sığınacağımız bir limanın, her koşulda arkamızda duran kocaman, sarsılmaz bir dağın ilk somut göstergesidir.
Bugün Babalarımızı onurlandırma ve onlarla daha fazla paylaşımlarda bulunma Günü,
özellikle de sevgimizi, minnettarlığımızı, teşekkürlerimizi…
Hayat sahnesinin arkasında bekleyip, alkışları hep bizlere bırakıp hem gururla hem hisli tebessümle yüreğinde fırtınalarla sessizce izleyen, ama hayat dekorumuzun yıkılmaması için tüm yükü sırtlayan o güçlü figürleri, babalarımızı anlama günü.
Toplumlar genellikle sevgiyi coşkulu kelimelerle, göz yaşlarıyla veya açık ilanlarla ölçer. Onun için babalık çoğu zaman “gölgede kalan” bir fedakarlık hikayesi gibidir aslında. Bir baba sevgisini her zaman süslü cümlelerle söyleyemeyebilir. Onun sevgisi, sabahın erken saatinde çalmayan çalar saatten önce uyanıp işe gidişindedir. Onun sevgisi, kendi ayakkabısı eskimişken, kendi ihtiyaçları varken, çocuklarına en iyisini alma çabasındadır. Onun sevgisi, bizler hata yaptığımızda yüzündeki o endişeli ama asla vazgeçmeyen, herşeyi halledebilme bakışlı çatık kaşlarındadır.
Babalık, gücünü bağırıp çağırmaktan değil, fırtınaların ortasında bile evladı için sakin kalabilme becerisinden alır.
Modern dünya bize kahramanları pelerinli, uçan, dünyayı kurtaran fantastik, doğa üstü figürler olarak tanıttı. Oysa gerçek kahramanlık, akşam eve yorgun argın geldiğinde yorgunluğunu kapının dışında bırakıp çocuğuna gülümseyebilmektir.
Gerçek güç, hayatın tüm acımasızlığına karşı ailesine yıkılmaz dağlar gibi siper olmak ve o kocaman gövdenin içinde pamuk gibi yumuşacık ve camdan bile hassas kırılgan bir kalp taşımaktır.
Bir babanın en büyük gücü, evladına verdiği “Korkma, ben arkandayım” duygusudur. Bu duygu, bir çocuğun hayat boyu giyeceği en sağlam zırhtır.
Zaman su gibi akıp gidiyor. Bizler hâlâ minicik kalplerimizde aşkla kocaman baba şefkatiyle, ellerimizde babalarımızın ellerinin izeriyle, akıllarımızda o masum günlerin hayal meyal anılarıyla hergün biraz daha büyüyoruz, babalarımızda biraz daha yaş alıyor.
O bir zamanlar dünyaları devirecek gibi duran heybetli omuzların biraz çöktüğünü, o her zaman ellerimizde hissettiğimiz ellerin hafifçe titrediğini görmek canımızı yakıyor olabilir. Ancak her zaman bilinmelidir ki, bir babanın fiziki gücü azalsa da evlatlarının ruhuna üflediği o saygılı, merhametli, cesaretli, sarsılmaz karakter ve özgüven asla değişmez, günden güne katlanarak, çoğalarak büyür.
Bizler, babalarımızın bizim huzurumuz, mutluluğumuz maddi manevi refahımız için kurduğu hayallerin, gösterdiği fedakarlıkların, döktüğü alın terinin ve yazdıkları senaryoların birebir, daima, keyifle ve büyük bir onurla, gururla yaşayan başrol oyuncularıyız.
Bugün, eğer hâlâ hayattalarsa çok şanslıyız gidip o nasırlı elleri ve pamuk gibi yüreği öpme, o güçlü göğse başımızı yaslama günümüz. Kelimelere dökülememiş tüm teşekkürleri bir sarılmaya sığdırma günümüz.
Eğer göçüp gittilerse dualarla anıp, onurladırmak, onlardan aldığımız saygıyla, doğruluk, dürüstlük, cesaret, adalet, merhamet ve sevgi mirasını gururla taşıyarak yâd etme günüm.
Çünkü baba demek; kök demek, gövde demek, fırtınada yıkılmayan çınar demektir.
Başta biyolojik babam Adem olmak üzere özellikle üzerimizde büyük emekleri olan İzmir Türk TV Kurucu Onursal Başkanımız RA&CA yani RECEP ÇAKILKAYA abimiz,
kıymetli eşim çocuklarımın babası Mustafa,
maddi manevi üzerimizde bir baba şefkatiyle bizlere daima iyilikleri güzellikleri öğretip, dimdik hak yolunda, doğru yollarda ilerlememize vesile olan bütün herkesin babalar gününü en içten dileklerimizle kutluyor ve daima hep beraber iyiliklerle güzelliklerle devam etmeyi diliyoruz.
Tüm babaların ve baba şefkatiyle hayatlara dokunan herkesin Babalar Günü kutlu olsun. İyi ki varsınız iyiki hayatımızdasınız sonsuz sevgilerimizle hep mutlu olup hep mutlu kalın…

YORUMLAR