Ebru Çelik. Bir haftadır bu ismi duymayan kalmadı. Ünlü bir model, çok izlenen bir filmin, dizinin oyuncusu, sosyal medyada izlenmek için her konu da ahkam kesen bir isim değil. Hele, bisiklet sporuna gönül vermiş, yaptığı sporun ruhuna uygun bir kıyafetle taytla bisiklet kullanan bir valiyi “ahlaka uygun olmayan kıyafet giydi” diye sosyal medyada linç ettiren, görevinden alınmasına neden olan CHP Kars milletvekili İnan Akgün Alp hiç değil. Genç bir meslektaşımız. Birgün Gaztesi’nde iki yıldır gazetecilik yapan bir genç. Mesleğimizin yüz akı bir isim Ebru Çelik. Toplantılara etkinliklere “ücretle eleman gönderen” bir Cast Ajansın CHP İstanbul il Başkanlığı’na iktidar tarafından atanan Gürsel Tekin’in organize ettiği üye katılım törenine katılacak insanlar topladığını duyunca, mesleki refleksle kendi adını da yazdırıp, 950 lira için “figüranlık” yapmayı kabul edenlerin taşındığı minibüslerle gidip törene katılıp haberini yapmış. ( 950 lirayı almadığını özellikle vurgulamak gerekiyor)
Genç meslektaşımızın yaptığı mesleğin temel kuralı olan alanda muhabirlik yapmak yani mesleğin temel kuralı. Yaşı kaç olursa olsun gazeteci haberi koklar peşine düşer riskleri de bedel ödemeyi de göze alarak haberi yapar. Son 20 yıldır, masa başında oturup gelen notu yazmak, ekranda canlı yayında telefonuna gelen mesajı okumak gibi gazetecilik meslek kuralı ve ahlakını yok sayanların bu haberi isyanı da bundan.
“Kılıçdaroğlu’nun rozet töreninde skandal: Yüzlerce figüran parayla törene taşındı” haberi muhabir Ebru Çelik’in yaşayıp gözlemlediği ne yazık ki siyasetin ne kadar kirlendiğini göstermesi açısından da örnek bir haberciliktir. Bu haberin bu kadar etkili olmasının en önemli nedenlerinden biride; Siyasetçi kimliği ile bilinen, halkın oylarıyla seçilen çok sayıda siyasetçinin(!!!) “kişisel, ben merkezci siyaset anlayışıni bir kez daha açığa çıkarması. Bunda, siyasal iktidarın yıllardır en büyük başarılarından birinin medyayı kontrol altına alıp yönetmesinin etkisini de unutmamak gerek.
Medyayı kontrol altında tutan iktidar, yıllardır medyayı baskı mekanizmalarından biri olarak kullanırken, aynı zamanda kontrollü medya ile toplumun farklı kesimlerinin haklı mücadelelerini birbirinden ayrıştırma aracı olarak yönetti.
İşçi ücreti, emeklinin geçimini, gençlerin işsizlik korkusu ile geleceğini planlayamaması, kadın ve çocukların, farklı cinsel yönelimlerin yaşam hakkı, köylünün toprağını, çevre hareketlerinin doğayı, eşit yurttaşlığı savunan her mücadelenin kendi başına haklı, meşru ve değerli olduğunu bilen iktidar, bu mücadeleleri kendi sınırları içine hapsederek iktidarda kalma ömrünü uzatma başarısını gösteriyor. Oysa, toplumun ülkenin bugün ihtiyaç duyduğu tek şey, farklılıklarımızı ortadan kaldırmak değil, farklılıklarımıza rağmen yan yana durabilmek olmalıdır. O nedenle Yeni Parti ve Sol Parti’nin başlattığı YAN YANA durmak kampanyasi önemlidir. Tabii, şunu unutmadan; Yan yana gelmek, herkesin aynı düşünmesi, aynı partiye üye olması, aynı örgütün içinde bulunması, her konu da aynı görüşü paylaşmak da değildir. Yan yana gelmek, farklı mücadelelerin aynı otoriter düzenin farklı yüzleriyle karşı karşıya olduğunu görebilmek ve o düzene karşı ortak mücadele olmalıdır.
Daha net vurgulamak gerekiyor, bir gazetecinin susturulması sadece gazetecilerin sorunu, seçilmiş bir belediyeye yönelik operasyonlar sadece o belediyenin sorunu değildir. Bir işçinin grevinin yasaklanması yalnızca grevi yasaklanan işçinin, bir öğrencinin barınamaması, bir kadının erkek şiddetine karşı yaşam mücadelesi vermesi, bir köylünün toprağını savunması, bir yurttaşın adalet araması birbirinden bağımsız sorunlar değil, sistemin yarattığı sorunlara karşı ortak mücadele edip kazanmak gereken ortak mücadele için yan yana olmanın gereğidir.
İşte, bu gereklilik, İktidarın “ayrıştırma” politikasının en kritik seçilmiş yerel yöneticilere yönelik operasyon hamlesinde kendini gösterdi. Ardından, iktidarın, kurucu parti CHP’ye yönetim ataması da bu YAN YANA olma gerçekliğinin zorunlu olduğunu bir kez daha gösterdi. Seçilmiş eski CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e sokakta; halkın yoğun ilgisi ve “bir şeyler oluyor, görüyor musunuz?” dedirten kitlesel uyanış bu gerekliliğin somut kanıtı oldu. Bu uyanış sosyolijik olarak, “emeği değersizleştirilen, sosyal statüsü geriletilen ve iradesi gasp edilerek memleketinde mülteci muamelesi gören insanların yıllardır vicdanlarında biriktirdiği ahlaki öfke, hızla siyasallaşma ve kolektif bir “HAYIR” a dönüşmesidir. Ve, sokağın sesi, üye olsun olmasın Yeni Parti lideri Özel’in arkasında her gün kenetlenirken, atama yöneticilerin yönetiminde, varlığı sadece şeklen olan CHP’nin siyasi etki yaratabilmesi, ancak Saray Rejiminin üstleneceği maddi manevi bir maliyetle mümkün oluyor. Yandaş medya ve kadro desteği, bu şeklen var olan CHP’nin oy desteğini sadece Cumhur İttifakı’ndan alacak, bu da, sokakta Özel ve arkadaşlarının başlattığı hareketi genişletecek hem kendi içinde Yeni Parti’ye bağlılık hem de iktidar hedefine ulaşma yollarını güçlendirecektir.
Bu somut olgular, Yeni Parti’nin kendisini “çağdaş sosyal demokrat” diye tanımlaması ve kendi soluna açık olmasının kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu gösteriyor. Bu gerekliliğin en önemli nedeni de Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde, CHP’nin kendi sağına açık bir parti olmasi, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı gibi sürekli sağa göz kırpan ödün veren yönetimin bir merkez partisi olmak istemesi, bunda bile hem kişisel hem CHP’nin başarısız olması unutulmamalı. Yıllardır ülkeyi yöneten sağ siyasetin Sosyal demokrat bir partiye, kurucu parti CHP’ye iktidar yolu açması, iktidar ortağı yapmasını düşünmek siyasette karşılığı olmayan bir hayalden öteye geçmez.
İşte, bu nedenle büyük bir panik yaşayan atama yönetimin organize ettiği, senaryosu bir yerlerde yazılıp, önlerine konulan “figüranlı üye kazanmak gibi acemi bir oyunu bile beceremeyen, ilk görev paylaşımında birbiri ile kavga eden atama yönetimin sonunun çok yakın olduğunu da görmek gerekiyor.
Gelinen bu noktada da , iktidarın yaşamak ömrünü uzatmak için “Kerametleri kendinden menkul isimlerin” tiyatro başarısızlığını ortaya çıkaran, genç bir gazeteciye ve mensubu olduğu gazeteye saldırmaları şaşırtıcı değil. Önce “Yalan” sonra “doğru ama” diyerek genel merkezin suçu atama İstanbul il başkanına atması, atama başkanın “bize komplo” açıklamaları bu siyasi utancı yaşatanların iktidar istediği sürece CHP koltuklarında oturma izinleri olduğunu kabul etmek gerekir. Ne acı ki milyonlar bunu kabul ederken CHP’nin mevcut yönetiminin bunu görmediğini düşünmekte abesle iştigaldır.
CHP den istifa eden en genç üyeden 100 yaşında ki üyeye kadar yüzbinlerce insanin, Özgür Özel’in “Millet kurdurdu” dediği Yeni Parti’ye katılması, arkasında yürümesi ülkedeki siyasal dengeleri yerinden oynatıp, iktidar ve ortakları ile iktidar denetiminde ki CHP yönetiminin uykularını kaçıran gelişmelere neden olması sosyolojik ve siyasal bir gerçeklik bir kaçınılmaz sondur. Ve, bu sonun kilo metre taşlarından birini atan “Figüran üye katılımı” haberini yapan genç meslektaşımız Ebru Çelik’in katkısı unutulmamalı. Teşekkürler Ebru Çelik, emeğine sağlık ve meslek ahlakına gösterdiğin saygı nedeniyle kutluyorum.
Tuna Büyükşahin

YORUMLAR