Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Tuna Büyükşahin
Tuna Büyükşahin

GENÇLİK GELECEKTİR…!

Gazetecilik ne kadar baskı altına alınırsa alınsın, gerçekleri, halkın gündemini yazanlar susturulmak istenirse istensin, susmayan, kalemini özgürce kullananlar, siyasi ve ekonomik krizin her gün yarattığı sorunların neden olduğu acıları gündeme taşıyor. Halka gösterilmek istenen ile gerçek arasında ki korkunç çelişki artık günümüzün bir gerçeği. Bu gerçeğin en görünür ve geleceğimizi de etkileyecek en ürkütücü tablosunu  ise, eğitim ve istihdamda yok edilmek; yok sayılan gençler ve emekliler oluşturuyor.
İŞKUR’un son verilerine göre işsizlik ödeneği için başvuran emekçi sayısı Ocak-Mart 2025’e kıyasla yüzde 8.6 arttı. Nisan ayı sonu itibarıyla İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı 2 milyon 514 kişi oldu. Bu tablo içinde milyonlarca insanlar yoksullukla savaşırken, iktidar partisi AKP’li milletvekilinin eşi, mahkeme harcı ödememek için “Fakirlik ilmuhaberi” alıyor. Medyada sosyal medyada haber oluyor. Milletvekili, önce “Yok, yalan” diyor, belgeler ortaya çıkıyor, bu kez, “Haberin yoktu, olsaydı izin vermezdim” diyor. Yani, neresinden tutsan elde kalan, liyakat ve ahlâkî ilkelerin yerle bir olması. Sonuç mu? Bunu yazan gazeteciler, açıklayan muhalefet milletvekilleri suçlu,  belgeyi alan da veren muhtar da suçsuz. İktidar vekili mi o zaten suçsuz…!
Aylarca maaş alamayan, toplu sözleşmeden doğan hakları verilmeyen işçinin hakkını savunan sendikacı, daha çok daha çok para kazanmak için kazılan tarım alanları, yok edilen doğa, yaşam alanlarını yok edenlere karşı toprağını koruyan köylü, kayyum rektöre hayır diyen, çağdaş eğitimden uzak okullara, cemaat tarikatlara ve özgürlük isteyen gençler suçlu. Öğrenim gördüğü liseye bıçak ve tabanca ile giden AKP Milletvekilinin oğlu suçsuz, bunu haber yapan gazeteci suçlu ve cezaevinde.
İktidarın yarattığı büyük baskı çemberi içinde, itiraz eden, gerçeği arayan gazeteci, sendikacı, öğrenci, kısaca gerçek bu diyen gerçeği yüksek sesle dile getirenler önce susturuluyor sonra yalnızlaştırılıyor, topluma “suçlu” gibi sunuluyor, son hamle ise cezaevi tutsaklık. Yine özetlemek gerekirse, Akbelen’de köylüler “kalkınma düşmanı” haklarını isteyen İşçiler “provokatör.” Öğrenciler ve gençlik  “potansiyel tehdit.”
Hiç kuşku yok ki, 24 yıldır ülkeyi yöneten, A dan Z ye her şeyden sorumlu iktidar, artık kendisinin de çözemeyeceğine inandığı devasa sorunlar altında suçlu arıyor. Halk arasında gücü zayıflayan, ülke yönetiminin tüm çarkları, tüm tuşlarına sahip olmasına rağmen, halkın onayını desteğini alamayacağını gören iktidar çözüm olarak toplumu korkutarak baskıyla yönetmekten başka çözüm üretemiyor. Tüm bu gerçekleri gören, teslim olmayan milyonlar ve iktidarın uygulamalarına karşı durmak, bu oyunu bozmak için “Seferberlik” ilan eden ana muhalefet partisi. Bu seferberlik, İktidar eliyle yürütülen topyekûn saldırıya karşı; hedefi olan, her koşulda bir arada duran, adım adım örgütlülüğünü güçlendiren bir toplumsal muhalefete ne kadar  ihtiyaç olduğunun da göstergesi.
Gerçeği bilmek, demokrasi ve özgürlük için mücadeleyi büyütür güçlendirir. Demokrasi ve özgürlüklere düşman olanlarda, gerçeğin karşısında ve ortaya çıkmasına karşıdır. Yüzyıllardır, bilinen küresel ittifak denkleminin bile altüst olduğu, kapitalizm çarklarının adaletsizliğinin de  derinleştirdiği bir süreçten geçiyoruz. İnsanlığın toplu yaşamanın var olduğu günden bugüne Emperyalizm her dönemde olduğu gibi hep var, kimi zaman açık kimi zaman pusuda çarklarını işletiyor. Bu çark arasında, çoklu kriz ortamında dimdik ayakta kalmanın tek çıkış yolu,  Cumhuriyetin aydınlık yolunu takip etmek, o yoldan ayrılmamak.  Bu konu da yol gösterici aramaya gerek yok. Çünkü; Gazi Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde yakılan ulusal bağımsızlık ateşinin yıldönümünü kutladığımız bugünlerde, 19 Mayıs 1919 öncesinin şartlarını bilmek, o gün ve sonrasında yaşananların, verilen mücadelenin değerini anlamak; demokratik, laik hukuk devleti ilkesindeki Cumhuriyeti korumak TC  vatandaşı olan milyonlardır ve  yurttaşlık sorumluluğudur. Ayrıştırılan, bölünmek istenen bir toplumun geleceği olmaz. Özellikle, susturulmak istenen, baskı altına alınan milyonlarca gence umut ve güven aşılamak ve onlara güvenmek gerekiyor. Atatürk, ülkeyi siyasetçilere, TSK Komuta kademesine, bakanlara değil gençlere emanet etti O nedenle, Atatürk’ün, “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve yaşatacak sizlersiniz!” sözü ışığında 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını kutluyorum.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER