Temelleri Kanla, Yarınları İnançla Atılan Sarsılmaz bir Cumhuriyet.
29 Ekim 1923. Ankara’nın ayazında, Meclis’in o loş ama inançla ısınan salonunda, dudaklarından dökülen o birkaç kelime, sadece bir devletin yönetim şekli değil; bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun asla değiştirilemez ilk tek kilidi ve sonsuz mührüydü:
“Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.”
Bugün, aradan geçen bir asırdan fazla zamanın ardından, yarattığımız bu ulu çınarın gölgesinde serpilip büyüyen nesillerimiz hepimizin haklı onurumuz ve gururumuzdur.
Biraz düşünüp dünümüzü hatırladığımızda, yüreğimizi sızlatan o derin dramların acılarını dün gibi kalbimizde yaşıyoruz hâlâ. Trablusgarp’ın kavuran çöllerinde, Çanakkale’nin göz gözü görmeyen siperlerinde, dumanı tüten mermi kovanlarının arasında evlatlarını kaybeden anaların babaların, eşlerini kaybeden gençlerimizin, öğrencilerini kaybeden öğretmenlerimizin acılarını. Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da Türkiye’nin her bir karış toprağı şehit kanıyla sulanırken, anaların, babaların, sağ kalanların feryatları dağları deliyordu.
“Bir çocuk anasız yaşarda VATANsız yaşayamaz”dı.
Yoksulduk, çarığımız yırtık, tüfeğimiz eksik, ekmeğimiz kuruydu. Sarayların ve saltanatın karanlığında, kendi kaderi üzerinde söz hakkı olmayan, yüzyılların yorgun yükünü omuzlarında taşıyan bitap ama yinede dimdik ayakta duran efsane bir TÜRK MİLLETİ vardı dünyada.
İşte o günler, tarihimizin en büyük en acılı dramıydı. Savaş meydanlarında can veren her bir askerimizin acısı, hepimizin bağrında birer hançerdi.
Ancak MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ve TÜRK MİLLETİ, o karanlığın ortasında teslim olmayı değil, mucizelerle daha güçlü bir TÜRKİYE CUMHURİYETİ yaratıp ilelebet yaşatmayı seçti.
Dunya milletleri biliyordu ki, TÜRK MİLLETİNİN sarsılmaz güçlü efsane yüksek bir karakteri vardı. Çünkü;
“Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıktığı o ilk günden itibaren bu millete olan inancı bir an bile sarsılmadı.
Ve o dram, adım adım, tarihin gördüğü en büyük, en şanlı, en yenilmez üstün başarı hikayesine dönüştü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk silah arkadaşlarıyla ve canını dişine takan aziz Türk Milletimizle birlikte yedi düvele karşı durdular. Prangaları parçaladılar, esaret zincirlerini kırdılar. Alev alev yanan Anadolu’muzun vatanımızın topraklarının küllerinden yepyeni, çağdaş ve tam bağımsız bir devlet kurdular.
Cumhuriyetin ilan edildiği gün, Ankara sokaklarındaki insanların gözlerindeki o ışık, en saf en temiz ve en umutlu mutluluktu. Kadınlarımızın fabrikalarda, okullarda, mecliste yerlerini aldığı; köylümüzün “Milletimizin efendisi” olduğu; çocuklarımızın kara tahta başında geleceğe gülümseyerek kurduğu hayalleri hepimizin en büyük zaferi ve mutluluk kaynağı olmuştu. Gözlerimizdeki yaşlar, artık acılardmdan değil, haklı başarılarımızın gururu ve onurundandı.
Bugün Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103. yılında; ATAMIZIN
emaneti olan Cumhuriyet, bir asrı devirmiş, köklerini dünyanın en derinlerine salmış sarsılmaz bir TÜRKİYE CUMHURİYETİDİR.
Şimdi göğsümüz tarifsiz bir duygu seliyle doluyor. Bizler hepimiz; bilimde, sanatta, sporda, teknolojide dünyaya meydan okuyan Cumhuriyet evlatları…
Geriye dönüp baktığımızda çektiğimiz tüm o acıların, dökülen tüm o şehit kanlarının, uykusuz gecelerin ne kadar kutsal bir amaca hizmet ettiğini bir kez daha kalbimizin en derin köşesinde hatırlayıp saygıyla yãd ediyoruz.
“Cumhuriyeti biz kurduk; onu yüceltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz. Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacak… Ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır”
Cumhuriyetimizin bu kutlu gününde, geçmişin silinmeyen izlerini daima hatırlayıp başarılarımzın haklı gururuyla ve geleceğimizin en güzel hayalleriyle sonsuz umudumuzla yolumuza
Kırmızı Beyaz Ay Yıldızlı Türk Bayraklarımızla Sonsuz bir Aşkla devam ediyoruz.
29 EKIM CUMHURIYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN


YORUMLAR