Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
LİYA
Mediha Deral Colak
Mediha Deral Colak

İNSAN NEDEN ELEŞTİRİR?

İnsan kimi zaman, karşısındakinde gördüğü eksiklikle kendi içindeki eksikliğini ifşa etmiş olur.

 

İNSAN NEDEN ELEŞTİRİR PEKİ?

Bir başka kişinin hareketini, söylediği sözleri, yaptığı tercihlerini ya da kendine has yaşam tarzını neden sorgulama ihtiyacı duyar ki? Neden onu anlamak yerine yargılamayı, bazen dinlemek yerine de hüküm vermeyi seçer?

Tüm bunların cevabı sadece eleştirdiğimiz insanlarla alakalı değil, kendi iç dünyamızın en derinindeki o minik sandıkta saklıdır.

Bu nedenledir ki insan her zaman gördüğünü eleştirmez; bazen hissettiğini, kabul etmediğini, en önemlisi de kendisinde eksik bulduğunu ya da asıl gerçek, yüzleşmekten kaçındığını eleştirir.

Psikolojik açıdan bakacak olursak eleştiri, tek bir şeyden kaynaklı değildir. Kimi zaman yanlış zannettiği şeyi düzeltme arzusundan, kimi zaman bir endişeden, kıskançlıktan, yetersiz hissetmekten ya da mükemmeliyetçilik duygusundan gelen kontrol etme ihtiyacından beslenir. Bazen de insan başkasının farklılıklarını tehdit olarak algılayabilir çünkü kendi bildiği doğruyu herkesin bildiği doğru olarak kabul eder.

Keşke herkesin aynı pencereden bakmadığını anlayabilse. Aynı yoldan geçmediğini, aynı ailede, aynı kardeşlerle büyümediğini ya da kardeşsiz büyümenin ne olduğunu, hatta aynı anneden babadan doğan kişilerin bile, biraz daha abartalım, ikiz dahi olsa, baktığımız şeyi aynı görmediğimizi anlayabilse.

Birinin yanlış bulduğu şey bir başkasının doğrusu olabilir.

Hiç düşündünüz mü, eleştirmenin aslında yaptığımız en kolay şey olduğunu? Anlamaya çalışsak o kişiyi… O, ben değil çünkü ya!

Hani benden bakmıyor ya!

ELEŞTİRMEK Mİ, ANLAMAYA ÇALIŞMAK MI?

Bunların empati duygusuyla alakalı olduğunu düşündünüz mü hiç? Peki, empatinin gerçekte ne olduğunu biliyor musunuz? Sempati duymakla empati duymak aynı şeyler değil çünkü.

İşte başkasının eksiğini gördüğün an sen sempati yapıyorsun çünkü onda senden farklı olan bir şeyi kusur olarak sayıyorsun, yargılıyorsun, eleştiriyorsun… Neden? Çünkü hep ben, hep ben diyorsun. Yalnızca bildiklerinle ilgili hayatın döndüğünü, kesin doğrularının hayatın gerçek kanunu olduğunu zannediyorsun.

Evet, işte; birinin kusurunu görüyor olmak seni eleştirel biri yapıyor.

O kişinin verdiği mücadeleyi, bilmediğimiz, tanımadığımız, tahmin edemediğimiz, aldığı o yaraları almadığımız, yaşamadığımız için anlatılmamış bir hikâyeyi, bir insanı yargılıyoruz asıl.

Lütfen biraz daha hassas davranalım!

Empati kuralım.

Yaptığımız eleştiri yalnızca düşüncelerimizi değil, insana karşı gerçek bakış açımızı anlatır.

PEKİ, HER ELEŞTİRİ KÖTÜ MÜDÜR?

Elbette değil.

Eleştiri, doğru bir niyetle, uygun, kırıcı olmayan bir dille yapıldığında insanın gelişimine katkıda bile bulunabilir. Yapıcı eleştiri insanın davranışına odaklanır ama aşağılayıcı eleştiri ise çoğu zaman insanın kişiliğini hedef alır.

Birine, “Bu davranışın karşı tarafı incitmiş olabilir.” demekle “Sen zaten böylesin.” demek arasında büyük bir fark vardır.

Burada asıl mesele eleştirinin nasıl, neden, en önemlisi hangi niyetle yapıldığıdır.

Eğer çok eleştiriye meraklı biriysek, önce bir aynanın karşısına gitmeliyiz, olabildiğince kendimizi eleştirmeliyiz, vaktimiz kalırsa başkalarını da eleştirebiliriz.

Kendimizi eleştirmeye başladığımız an, işte dönüşüm orada başlayacaktır!

Unutmamalıyız ki insan kusursuz bir canlı değildir. Her birimiz ilk defa bu dünyaya geldik ve hepimiz yaşarken öğreniyoruz. Hatalar insana mahsus ve iyi ki insanız.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

$EsenHaber = is_array($EsenHaber ?? null) ? $EsenHaber : array();