Saat 9’u 5 geçe zaman durur gibi olur bu topraklarda. Sadece kilitlenen siren sesleri değildir; bir milletin kalbidir o an bir saniyeliğine nefesini tutan. Her 10 Kasım’da herkes seni anar Mustafa Kemal… Ama ben bugün seni başka türlü anmak istedim. Kitapların sayfaları arasında, o devrim rüzgarlarının en sert estiği kürsülerde ve hatta odamın köşesinde sessizce duran o kırmızı-yeşil yapraklı çiçeğinin (Atatürk çiçeğinin) saksısında aradım seni.
Eğer bugün senin gibi düşünebilseydim, zihnimin kıvrımlarında neler olurdu, masamda hangi notlar dururdu, bir baksana…
Gözümün Önündeki Masa: Kitaplar, Kalemler ve Çiçek
Masamda yığınla kitap var. Bir yanda Nutuk, diğer yanda Fransız İhtilali’nin felsefi kökenlerini inceleyen ciltler, dünya klasikleri, tarım raporları, geometri kitapları… Çünkü sen biliyordun ki; bir milleti cehaletten kurtarmanın tek yolu, kelimelerin ve bilimin gücünü kuşanmaktır.
Ve masanın tam ortasında, omuz omuza durduğumuz bir dost gibi Atatürk çiçeği… Adını sana borçlu olan bu narin ama dirençli bitki, kışın en soğuk günlerinde en canlı kırmızısını açar. Seni düşününce anlıyorum ki: Sen de tıpkı bu çiçek gibi, karanlığın ve imkansızlığın en koyu olduğu ‘kış’ günlerinde bu millete en canlı umudu verdin. Köklerin bu toprağın derinliklerinde, yaprakların ise aydınlığa dönüktü.
A’dan Z’ye Bir Liderin Anatomisi: Kişiliği ve Devrimleri
Eğer bugün bir insan olarak seni anlamaya çalışsak, A’dan Z’ye senin karakterin ve bu ülkeye bıraktığın miras şu harflerde saklıdır:
A – Akıl ve Bilim: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” Dogmalarla değil, aklın ışığıyla yol yürümek senin en temel düsturundu.
B – Bağımsızlık: Senin için “Ya istiklal ya ölüm!” bir slogan değil, karakterin kendisiydi.
C – Cumhuriyet: “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” diyerek emanet ettiğin en büyük eserdi.
Ç – Çağdaşlaşma: Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma hedefi, millete biçtiğin en büyük vizyondu.
D – Devrimler (İnkılaplar): Saltanatın kaldırılmasından medeni kanuna, harf devriminden kılık kıyafet düzenlemesine kadar attığın her adım, köhnemiş bir zihniyeti yıkıp yerine insanı koyan birer şaheserdi.
E – Eğitim ve Eşitlik: Köy enstitülerinin tohumu, kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi (dünyadan çok önce!), fırsat eşitliğinin ta kendisiydi.
H – Halkçılık: Sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kitle olarak gördüğün bu milletin efendisinin köylü olduğunu haykırmandın.
İ – İleri Görüşlülük: Çanakkale’de, Sakarya’da ve daha nicelerinde yarını bugünden okuyan o sarsılmaz stratejik dehandı.
L – Laiklik: Aklın, vicdanın ve devlet yönetiminin hurafelerden arındırılarak özgürleşmesinin teminatıydı.
M – Mütevazılık: Dünyanın dört bir yanından hayranlık duyulan bir lider olmana rağmen, sofrandaki sade ekmek, milletinle aynı masayı paylaşma alçakgönüllülüğündü.
V – Vatan Sevgisi: “Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez” diyerek canını feda etmekten bir an bile çekinmediğin o büyük aşkın.
Senin Gibi Düşünmek: Bugün Sana Ne Söylerdim?
Eğer bugün senin gibi düşünebilseydim, penceremden dışarı bakar ve gençliğe seslenirdim:
”Ey Türk gençliği! Yas tutarak geçirmeyin bu günü. Ağlamak yerine düşünün, anlamaya çalışın. Ben size hazır bir dünya bırakmadım; aksine, sürekli üretmeniz, sorgulamanız, aklınızı ve biliminizi kullanarak bu ülkeyi omuzlamanız için bir zemin bıraktım. Yorulacaksınız, çünkü büyük işler yorulmadan yapılmaz. Ama asla ümitsizliğe kapılmayacaksınız.”
Bugün odamdaki Atatürk çiçeğine bakarken, senin o hiç sönmeyen gözlerindeki ışığı görüyorum. Sen ölmedin; sen bir masada açan kırmızı bir yaprakta, bir çocuğun defterine attığı ilk doğru çizgide, bir kadının özgürce attığı adımda ve bu vatanın atan kalbinde yaşıyorsun.
10 Kasım bir matem günü değil; seninle yeniden sözleşme, senin akıl ve bilim yolunda yeniden yürümeye başlama günüdür.
Saygı, özlem ve minnetle… Ruhun şad olsun Atatürk’üm.


YORUMLAR